Arşiv

Posts Tagged ‘ay’

Gün dönümü ve dolunay

Haziran 21, 2016 Yorum bırakın

Bugün yaz gün dönümü ve dolunay ile birlikteyiz. Yani aynı anda tam güneş ve tam ay etkisindeyiz. Neslimizin yaşayabileceği en güçlü ve en aydınlık gün dönümünü yaşıyoruz. Güneşle beraber olacağımız en uzun gün. Aydınlığın en uzun, karanlığın en kısa olacağı gün. Gecenin ve gölgenin en kısa olacağı gün.

Güneşten alınan ateşin yeryüzüne bugün armağan edildiğine inanılır. Sarı ve yeşile kırmızının katıldığı gündür.

21 ışın saçaklı güneşin günüdür 21 Haziran.

Kuzey yarım küredeki arkadaşlar sarıyla -yani güneşle- ve yeşille -yani doğayla- buluşup kırmızının yani yaşam ateşinin enerjisiyle dolabilirler.

21 Haziran güneşi selamlama günü olduğu için dünyanın dört bir yanında yogayla güneş selamlanıyor. Güneşi, yaşam ateşini, aydınlığı selamlamanın tek yolu yoga değil elbette. Özellikle dolunaylarda yeni ayların aksine iç yönelimlerden ziyade dış yönelimlere ihtiyacımız olur ve bu da dışsal doğumları tetikler.

Topraklanmadan enerjimizin açığa çıkması hoş olmayabilir, enerjimizi tutmamız da patlamalara vesile olabilir.

Bugün yoğun enerjimizi içimizde tutmamalı, topraklanmalıyız. En güzel topraklanma ise topraklaşarak olur.

Hayyam’ın dediği gibi “Bu topraklar üstünde en temiz kişi, sağlığında toprak kesilmiş olandır.”

Topraklaşan can’lar için toprak üstüyle toprak altının farkı yoktur. Zira ne cansızlar, ölüler toprak üstünde ne can’lar, diriler toprak altındadır.

Bugün en kısa gölgemizle en dik açıdan karşılayacağımız güneşle doğrudan temas halinde olunabilir. Güneşin en parlak ve uzun ışığı dolunayla birlikte bizi kuşatırken aydınlanmamak büyük nasipsizliktir.

Aydınlığın ve ateşin değerini bilelim; “Güneş ve aydınlığı şahit olsun ve güneşe uyduğu zaman Ay şahit olsun”

Günümüz ve yolumuz uzun…

Güneş tutulması, süper ay, ılım ve Newroz Piroz Be!

Mart 20, 2015 Yorum bırakın

Bugün gündüz tam güneş tutulması, akşam süper ay (dolunay değil, yeni ay, karanlık gece) ve geceleyin ılım yani ekinokslayız. Evren yeryüzünü sarsmak istercesine tüm gezegenimizle ve canlılarıyla etkileşimde olacak.

Bugün aydınlığın, baharın, doğanın doğum günü, dirilişi. Riskli, sancılı, sarsıntılı ama daha fazla umut, sevgi ve aydınlığı muştuluyor. Artık karanlıklar değil, aydınlıklar çoğalacak, uzayacak. Bugünden sonra güneş daha çok bizimle olacak, daha çok aydınlatacak. Güneş bugün hem kuzey kutbunu hem güney kutbunu aydınlatıyor.

Bugün aynı zamanda karanlıkların biricik aydınlatıcısı, Ay yoldaşımızın bu sene yeryüzüne en yakın olacağı gün. Güneş tutulmasının da etkisiyle suyun ve kanın biraz daha fazla kabaracağı bir gün olacak.

Ve son olarak bu gece ılım/ekinoks yani bahar yani Nevruz yani renklerin uyumlu cümbüşü bizi bekliyor. Doğa yeniden dirilişi, baharı, Nevruz’u ilan ediyor.

Bu ilahi, evrensel enerjiyi müdahaleci, kontrolcü olmadan kabul etmek, içşelleştirmek gerekiyor. Yani bu döngüye uyumlu olmak, evrenle ‘biz’ olmak, tek can olmak gerekiyor. Tanrısal ve evrensel barış düşünceleri ve duygularıyla bir bilinç içinde olmak için oruç tutmak ya da az yemek-içmek, tapınmak ya da meditasyon yapmak tavsiye edilir. Evrenin bilinçaltı kanallarımıza kullanarak gönderdiği mesajları anlayabilmemiz, negatif değil pozitif etkilerle etkileşimde olabilmek için önemli.

“Güneş ve aydınlığı şahit olsun ve güneşe uyduğu zaman Ay şahit olsun” 91: 1-2

Ve yarın Amed Newroz’undayız. Yarın Mezopotamya’ya, Anadolu’ya, Ortadoğu’ya ikinci bir bahar olacak Diyarbekir.

Evet, bu gece 22:45’te insanların değil doğanın ilan ettiği bayram, en doğal bayram olan Nevruz’a evrensel barış yasalarına göre resmen girmiş bulunuyoruz. Yeni bir tavaf, yeni bir döngü başlıyor. Kutlu olsun!

Nevruz direnen barışa ve dirilen doğaya yoldaş olmaktır.
Newroz Piroz Be! مبارک نوروز Newroz pîroz bo!

Dicle Nehri “Dere” Oldu, Peki Ya Biz?

Şubat 18, 2015 Yorum bırakın

Dicle Nehri ‘dere’ statüsüne alındı. Bu gerçekten doğanın nasıl küresel bir saldırı altında olduğunu gösteren küçük bir emare. İnsanlar için küçük ama insanlığın geleceği için büyük bir kötü sonuç. Dicle Nehri üzerindeki HES ve baraj projelerinden dolayı debisi düştüğü için dere statüsüne alındı. Düşen debi aslında bizim düşürülmüşlüğümüz. Vadi artık daha rahat imara, yapılaşmaya açılacak. Dicle’yi sömürerek üretilen elektrik Türkiye’nin yarısına yetiyorken Dicle şehirleri, köyleri ‘kaçak elektrik kullanılıyor’ diye elektriksiz bırakılıyor. Toprağı katledilen, tarımı hayvancılığı yok edilen bereketli toprakların insanları da aynen talan edilen Dicle’nin elektriği gibi ırgat olarak uzaklara sürülüyor, sömürgecinin hizmetine alınıyor en düşürülmüş bir şekilde. Yani doğası sömürülen insan da sömürülüyor, metalaşıyor, düşürülüyor. Oysa bu havzalar, vadiler doğası ve insanı sömürülmese de on milyonlarca insana yetecek, doyuracak kadar bereketliydi.

Bir zamanlar “Türkiye kendi kendine yeten bir tarım ülkesi” idi (yalandan da olsa), artık “Türkiye tarımı ve hayvanları ithal eden bir ülke” oldu. Ve bu iki cümle arasında koca bir tarih yok. Sadece ilericilik var, kalkınma var, endüstriyalizm var, medeniyet var, kapitalizm var. Yani Türkiye sömürgeciliği bile beceremiyor. Bu saldırılar (IŞ)İD’den daha az tehlikeli, daha az tehdit, daha az işgalci değil.

En derin tarihsel krizler bu topraklarda yaşanıyor olsa da, kadını, toplumu, insanı en çok düşürülmüş bir bölge olsa da, doğaya en sert müdahalelerin yaşandığı bir coğrafya olsa da (çevre ve doğa dostlarının en kör kaldığı bir bölge aynı zamanda), günümüzde büyük bölümü (IŞ)İD’in hakimiyetinde olsa da Dicle ve Fırat’ı hafife almamak, önemsemek gerek. İnsanlığın tarihi gibi geleceği de bu topraklarda. Yeterki bizler doğanın arada bir gezilecek görülecek manzara seyretmelik yerler olmadığını, evimizin, yuvamızın ta kendisi olduğunu bilelim ve böyle bir yaşamı inşa etme derdinde olalım. Zira doğasında, yuvasında yaşamayan her canlı gibi insan da yapaylaşmaya, köleleşmeye, düşürülmeye mahkum. Doğasıyla barışık olmayan insanlarla da barışık olamıyor. Tüm toplumsal krizlerin kodları kadın-erkek ilişkisinde saklı deniyor ya, o kodlar aslında insan-doğa ilişkilerindeki barış dışı sapmalardan sonra erkek-kadın ilişkilerine olduğu gibi aktarılıyor. Doğayla savaşan, saldıran, doğayı sahiplenen, kendine emanet gören, kendisinin toprağa değil toprağın kendisine ait olduğunu düşünen kendisiyle de, insanla da barışamıyor. Şiddet, taciz, tecavüz, katliam ve cinayetlere bir de buradan bakmak gerekir.

Anadolu’nun, Mezopotamya’nın, Ortadoğu’nun, yeryüzünün krizleri, krizlerimiz gerçekten çok derin. Hukukun, devletlerin, sistemlerin, devrimlerin, darbelerin, öz savunmanın, seçimlerin, oyların, kurşunların, bombaların, mevcut izmlerin ve dinlerin alt edemeyeceği kadar derin. Acil, güncel ve taktiksel ve stratejik karşı duruşlarımızla, mücadeleciliğimizle birlikte, bu derinlikte bir ahlaki öze dönüşle bireysel ve toplumsal inşamızı gerçekleştirmek dışında başka nihai çözüm yolu yok gibi.

Bu gece yılın en yüksek enerjili doğa olaylarından biriyle karşı karşıyayız; Yeni Ay bizimle ve Ay’ın dünyaya en yakın olduğu anlardan birini yaşayacağız. Doğal insan ve doğal toplum karanlıklarda ay ışığıyla(nur) aydınlanır. Sevgili Ay; modern kentlerin, endüstriyalizmin bizi ayıramadığı, koparamadığı en değerli yoldaşımız, o hep bizimle en güçlü etkileşimler içinde, özellikle de kadınlarla.

Ay kadın veya erkek tüm insanların kadınsı yönüyle doğrudan etkileşimdedir. Özellikle yeni ay ve özellikle Koç ve Balık enerjisi yansıtacak bu geceki yeni ayla başlayan devinim erkeklikleriyle yüzleşmek isteyen erkekler için yardımcı olacaktır. Ay evrende kadınla birlikte toplumu ve doğumu da temsil eder. Özellikle de yeni ay ve dolunay. Örneğin doğal doğumlar tüm canlılarda en çok yeni ay ve dolunayda gerçekleşir. Ay’ın temsil ettiği doğum hem biyolojik hem ruhsal hem toplumsal doğumlardır. Dolunay dışsal doğumlarda ya da dışa doğru yönelimlerde, etkilerde belirgindir ama yeni ay iç doğuşları, içe yönelişleri tetikler. Uzun lafın kısası; yeni bir başlangıç için evrenin yardımını alabileceğimiz uygun bir dönemdeyiz. 2 gün sonra ilk cemre düşecek ve üçüncü cemreye kadar yani Nevruz’a yani bahara kadar sürecek. Yazıya ne niyetle başladım konu nerelere geldi ben de anlamadım : ) Ez cümle; her açıdan önemli yeni bir döngüye giriyoruz, yeni bir tavafa başlıyoruz tüm canlar olarak. Şimdiden hayırlı olsun, iç ve dış barışa vesile olsun.