Archive

Archive for Mayıs 2015

Kim olursan ol, HDP’ye Oy Ver

Mayıs 27, 2015 Yorum bırakın

HDP’li olmayanların HDP’li olmayanlara “HDP’ye oy ver” çağrısı en takdir ettiğim seçim çalışmalarından.

Çünkü HDP’ye oy vermek HDP’li olmanın, parlamentonun, seçimlerin çok ötesinde bir eylem ve anlam.

“Neden HDP, HDP dışı, hatta karşıtı çevrelerce bu kadar ilgi odağı?” diye soranlar, cevabı; “AKP ve yandaşlar neden CHP’yi, MHP’yi ve diğer onca siyaseti bırakıp sadece HDP’ye her tür saldırı üzerinden seçim çalışması(!) yürütüyor?” sorusunda arasınlar.

Diğer partilere ve siyasetlere oranla açık ara Türkiye’nin en yoksullarının, ezilmişlerinin, itilmişlerinin oluşturduğu ve özne olduğu bir proje HDP. Tabanı ortada ve tabanı direği olan bir hareket. Dinen de, vicdanen de bu tür hareketlerin dini, kimliği, ideolojisi, projesi, yolu, yöntemi sana ters gelse bile muktedire, sisteme karşı yürüyüşlerinde omuz vermek gerekir.

Tüm farklılıklar ve tartışmalarla barış içinde yaşayabilen bir toplumcuk modeli HDP. Başka bir toplumun olabilirliğinin, hepimizin, biz’lerin ispatı gibi.

Beğenme, yanlış gör, saçma bul ama yine de el ver, omuz ver, oy ver. Yanlışsa da, saçmaysa da merkezcilerin değil bu defa da yoksulların, ezilenlerin yanlışı, yanılgısı, saçmalığı olsun. Bir kere de koca, dev, çılgın projelere değil hayatları her şeyleri çalınmışlara güven.

Beğenmediysen ya da güvenmiyorsan HDP’nin “büyük insanlık” çağrısını da koy kenara kardeşim, tartışırız, HDP’liler de tartışıyor, tartışıyoruz. Ama unutmaki AKP’nin de, CHP’nin de, MHP’nin de diğer siyasi, sivil tüm oluşumların, her bir yurttaşın HDP’nin sesine, sahici güçlü muhalefetine ihtiyacı var.

“Yeni Türkiye” dedikleri bu ülke 2015’te yüzde 10 barajıyla genel seçime giriyor. Ne kadar yeni değil mi? Bu darbeci kirli sistemin ve varlıklarını bu sisteme borçlu olanların milyonları inkar etmesine, oylarının, sıfır devlet destekli emeklerinin hırsızlanmasına ortak olma. “Baraja takılsınlar da tüm o milyonlarca haram oyları ve emeklerini afiyetle yiyelim, süper olur” diyenlere bir sözün olsun. Harama ortak olma!

Evet, HDP’li yetkililer, sorumlular “HDP savaşla tehdit etti” manşetleri attırılmasın diye HDP barajı aşamazsa devletin süreci sonlandıracağını, sürecin tehlikeye girebileceğini ve kirli-kanlı korkunç bir savaşın planlandığını ve gelişebileceğini söyleyemiyorlar. Ki “iktidar savaşa hazırlık yapıyor” dediklerinde bile “HDP silahla tehdit etti” manşetleri atılıyor. Cumhurbaşkanı ve iktidar da kasıtlı olarak söylemiyorlar, bilinçliler, planlılar ve tek başlarına iktidar olmak için harama, savaşa ve kana gözlerini dikmiş durumdalar. Bunu itiraf da ediyorlar.

Tüm savaş baronları, kontracıları, ergenekoncuları, jitemcileri, derinleri, darbecileri, paşalarıyla beraber HDP’nin baraj altında kalması için iştahlanıyorlar ve her yol-yöntemle HDP’ye saldırıyorlar. HDP’nin barajı geçmesi sadece iktidara değil şüphesiz tüm taraflara bir barış dayatması olacak. Yani HDP’ye oy vererek HDP’li olmayacak, “bölücü” olmayacak, “vatan haini” olmayacak, “ahlaksız” olmayacak, “dinsiz” olmayacak, “parlamenter sistemci” olmayacak,  “AKP’yle anlaşmış” olmayacak, tüm taraflara barışın dayatma gücü olacaksın. Kim olursan ol, HDP’ye vereceğin bir oyla bir hayat kurtarabileceğini düşün.

HDP’li olmadan HDP’ye oy verenlere helal olsun. Hakkını vermezse de o oy HDP’ye haram olsun.

HDP’li olanlar da var olsun 🙂

Kim olursan ol, helalinden HDP’ye bir oy ver.

Kategoriler:Yazılar Etiketler:, , , , , , ,

AKP’ci ve İslamcıların “din”ci saldırıları ve “yaratıcılık”

Mayıs 8, 2015 Yorum bırakın

İktidar ve yandaşları ciddi bir şekilde köşeye sıkışmış durumda, rezaletleri, aymazlıkları da diz boyu olunca tek sığınakları ve tekelleri olan “din”e sarıldılar. “Din üzerinden yıpratalım zaten tekeli bizde ” düşüncesiyle yaptıkları yalanlı, iftiralı saldırıların cevabını misliyle gören ve darbeler üstüne darbeler alan iktidar ve ücretli Türk-Kürt İslamcıları “din de elimizden gidiyor!” feveranıyla  yeni pusulara yatmış durumdalar. “Din tartışmalarında her halükarda alt ederiz” eminliğiyle başlattıkları, gündem değiştirme ve manipüle etme saldırıları bekledikleri gibi gitmiyor. Evet din de ellerinden gidiyor. Bu kavgadan, dine karşı din kavgasından –her ne kadar amaçları diğer rezilliklerini örtbas etmek olsa bile- çekinmenin değil üstlerine üstlerine gitmek daha da çılgına çevirmiş durumda dincileri.

Önce Türkiye İslamcılarının seneler önce -hala arşivlerinde durduğu üzere- “katil, cani, hizbulkontra, jitem işkencecileri, Müslüman katilleri vs.” dedikleri Hüda-Par’lılarla çatışmaları “dindar Kürt kardeşlerimize alçak saldırılar, eşi başörtülü olan dindara saldırdılar” şeklinde manşetlere taşıdılar. (Oysa çatışmalarda yaralanan tek bir başörtülü kadın vardı, o da HDP’liydi) Ardından IŞİD’in kadınları cariyeleştirip satılması temsiline “İslam’a, tesettüre saldırı” denilerek linç kampanyası yürütüldü. (Ki bu aynı mizanseni de her yıl Kerbela anlamalarında Şii İslamcılar yapar) Sonra yılların Diyanet düşmanlarının, camiye bile resmi devlet kurumu diye gitmeyen eski İslamcıların bugün Diyanetçiliğe soyunması, zorunlu din dersleri zulmünü sahiplenmeleri ve bu zulme “dini kaldıracağız diyorlar” manşetleriyle iftira atarak arka çıkmaları, Demirtaş’ın “Kabesiz nasıl hacc olmazsa, haccın yeri, anlamı, tarihi, mekanı Kabe’yse Türkiye’de işçi emekçilerin 1 Mayıs’ının yeri, anlamı, tarihi Taksim’dir.” sözlerini “Taksim bizim Kabemiz” şeklinde manşet yapmaları, “kadınlar emanet değildir” afişini uydurma hadise dayandırıp dolandırıp “peygambere hakaret ettiler” gibi çokça iftira dolu çalışmaları oldu. Son olarak da KJA’nın “yaşamın yaratıcısı kadınlar” afişi “HDP’den İslam ve Allah düşmanlığı” olarak iktidarın ve islamcıların havuz medyasında yine manşetlerden dolaşıma sokulmaya başlandı.

Öncelikle bu yukarıda örneklerini verdiğim söylem ve eylemleri ilkesel, anlamsal, niyetsel olarak gerçekle örtüşür ve doğru bulduğumu ancak zaman, mekan ve toplum gerçekliği, temsil edilen halk ve paradigmanın ağır sorumluluğu, saldıranların sermaye gücü ve sermayenin algı operasyonlarındaki etkisi ve yalan, iftiralardaki “usta”lıkları göz önüne alındığından taktiksel ve biçimsel olarak yanlış olduğunu bir kez de buradan belirteyim. Böylesine kritik bir süreçte, bunca gerçeklik ve saldırılar ortadayken bu şekilde verilen malzemelerin soruşturulması dahi gerekir.

“Yaratmak”, “yaratıcı” kelimeleriyle ilgili birkaç not düşmek istiyordum, bu son saldırı vesilesiyle AKP’cilere ve İslamcı zevata hitaben gelişi güzel birkaç söz edeyim;

– Velevki bunlar gayri müslim, başka bir dinden, Allah’a inanmıyorlar ve kadına tapıyorlar. Hangi İslami delille tanrının Allah değil başka bir varlık (güneş, kadın, inek vs.) olduğuna inanan başka dinin söylemlerini “son derece çirkin”, “Allah’a hakaret” niteleyip saldırıyor ve hedef gösteriyorsunuz? En fazla “bunlar Müslüman değil” diyebilirsiniz, ki milliyetçili, militarizmi ve dinciliği körüklediğiniz bu toplumda bu bile açık hedef göstermektir, şiddete teşviktir. (Ki şuana kadar 43 HDP seçim ofisine saldırı gerçekleştirildi. Bunların sonuncusu ise bugün bir kadın seçim bürosuna gerçekleştirildi.) Hindular da gelir parti açar, “yaşamın yaratıcısı ineklerler” diye afiş asar, sana saldırmak değil, hakaret etmek, hedef göstermek değil susmak düşer, Kuran’a göre ‘selam’, ‘barış’ der geçersiniz. İnanç ve düşünceye özgürlük diye bağırıyordunuz ya hani yıllar önce…

– Ki öyle bir şey yok,  bunlar kadına tapmıyorlar, senin dar kafanın algıladığı şekliyle de yaşamı kadınların yoktan var ettiğine inanan bir kişi bile çıkmaz içlerinden merak etme.

–  “Yaratmak”, “yaratıcı” kelimesinin Türkçe’deki karşılığına bak önce söz konusu bir ifade ve o ifadenin dili Türkçeyse;

TDK 1.  dini konuda: Allah, olmayan bir şeyi var etmek 2. nsz Zekâ, düşünce ve hayal gücünden yararlanarak o zamana kadar görülmeyen yeni bir şey ortaya koymak, yapmak.  3. nsz Olmasına, ortaya çıkmasına yol açmak, sebep olmak

Yaratıcı (1. anlamı) sf. 1. Yaratma yeteneği olan, kreatif  2. mec. Zekâ, düşünce ve hayal gücünden yararlanarak görülmeyen yeni bir şey ortaya koyan, yapan, kreatif. yaratıcı(2.anlamı): Oluşturucu

Bu üç anlamda da “yaratmak”, “yaratıcı” kullanılır. Bu Arapça’da “halık” kelimesi için de geçerlidir. Aynen bu anlamlarda kullanılır, peygamberler dahi kullanmıştır. Uydurma hadislerinizde bile bolca var. Senin kelime dağarcığın dar, kaba ve kalıp olabilir. Sindiremiyorsan sorunu usulüne göre konuşanda değil kendi kalıpçı zihninde aramayı dene.

– Evet, yaşamın madden ve manen “yaratıcısı” doğa ana ve kadın anadır. Ama size şuan bunu anlatmaya çalışamak boşa kürek çekmektir. Anlamanız için kendinize ve efendilerinize tapmaktaktan vazgeçmeniz, şirkten ve –en iyi zanla- önyargılarınızdan arınmanız, sonra biraz yaşama, doğaya ve kitaba insan gözüyle bakmanız lazım.

– Allah’ın tüm sıfatları insanların da edinmesi gereken, toplumun üzerinde tecelli etmesi gereken sıfatlardır. Allah’ın isimlerinin manası budur, buna yaratıcılık da dahildir. “Rabbaniler olun” ayeti bir idealdir.

– İsa peygamber de “yaratacağım” der. (Kuran 3: 49) Aynı zamanda Kuran yine Allah için iki ayrı ayette “yaratanların en güzeli” der. Hatta Mutezile bu ayetten yola çıkarak “insanlar eylemlerini söylemlerini kendileri yaratır” der.

– Hadi biz muteber dini kaynak değiliz, biraz araştırın, sizin baş göz ettiğiniz alimlerden de “Yaratmak” ifadesinin “yoktan var etmek” kastı olmadığı sürece kullanılmasının caiz olduğuyla ilgili fetvalar da vardır. Çağdaşlardan örnek; Abdulaziz Bayındır, Faruk Beşer, Mehmet Ali Demirbaş.  İhsan Şenocak bile “İsa da kullanmış şu anlamda ama yine de uzak durmak lazım” der. Nureddin Yıldız bile, Fatih Kalender bile “küfür değildir  ama iyi bir tercih değil” der.

Niyetiniz ve derdiniz “hakikat” olsa zaten bu hatırlatmalar dahi gereksizdir. Sizin neden bu kadar çirkefçe yalanlara, iftiralara, çarpıtmalara başvurduğunuzu biliyoruz. Artık halkı kandıramıyorsunuz ve gerçekler gün gibi açığa çıkıyor. Ne yaparsanız yapın saltanatınız son bulacak, kandırdığınız ve kullandığınız son insana kadar kadar gerçekler direnecek,  yüzünüze çarpılacak ve sizler de utancınızla tarihin çöplüğüne gömüleceksiniz.

Hıdırellez / Hızır İlyas

Mayıs 6, 2015 Yorum bırakın

Hıdır/Hızır yeşil insan demektir. Gittiği yeri, yetiştiği yeri ab-ı hayatla(hayat suyu) yeşillendiren, cennete çeviren, su gibi aziz olan biri olduğu için Hızır denilir. Bir temsil ve metafordur, yaşam biçimidir.

Hıdırelleze dair Anadolu’nun, Mezopotamya’nın, Orta Asya’nın, İran, Yunanistan hatta bütün Doğu Akdeniz halklarının ve bu coğrafyalarda yoğrulmuş türlü kadim inançların atfettiği nice rivayetler, inançlar, değerler, mitler, efsaneler vardır. Hepsi birbirinden anlamlı ve saygın olmakla birlikte Hıdırellez de öncelikle bir doğa bayramıdır.

Bahar aylarında doğa bayramları sıklaşır ve hepsi ‘doğanın uyanışı, baharın gelişi’ denilerek geçiştirilir. Oysa her biri bir evredir. Mart’la cemrelerle beraber kor düşer doğanın yüreklerine, Nevruz/yeni gün, yeni yaşam, yeni döngü yeni bir başlangıç kutlanır. Nisan toprak ve tohumun tanışma, kavuşma ve ‘bir’leşme ayıdır. 1 Mayıs’la başlayan 6 Mayıs gecesiyle* son bulan Hıdrellez dediğimiz doğa günleri ise bu birleşme ardından ab-ı hayat/hayat suyu/bengi su ile doğa rahminin gebeliği bayramıdır. Bu nedenle tüm gebelik ve doğum sürecine de (6 Mayıs – 4 Kasım) Hızır günleri denilir.

Yani Hıdırellez’den sonra toprak kadın artık toprak ana-kadındır.

Yaşam artık nice ekinlere, nesillere, nelere gebedir göreceğiz.
Hızır yoldaşınız olsun. Bereket, barış ve şifa ile Hıdırellez kutlu olsun.

*6 Mayıs gecesi Boğa burcunda Yeni Ay bizlerle. Karanlık yeni ay gecelerinde ruhumuza ve bedenimize ne ekersek aydınlık dolunay gecelerinde onu biçiyoruz.