Başlangıç > Yazılar > İslam Devleti (IŞ)İD Röportajı – Birgün

İslam Devleti (IŞ)İD Röportajı – Birgün

Birgün Gazetesi’nden Seçil Türkkan’ın benimle yaptığı röportajı paylaşıyorum;

2011’de kurulan Diyarbakır merkezli Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (SAMER) bünyesinde Ortadoğu araştırmaları yapan Sosyolog Muhammed Cihad Ebrari IŞİD ‘İslam Devleti’ üzerine önümüzdeki günlerde açıklanacak bir rapor hazırladı. Rapor devlet kurumları ve sivil toplum örgütleri ile paylaşılacak. Araştırma için Türkiye’den IŞİD’e katılan kişilerle görüşmeler de yapan Ebrari sorularımızı yanıtladı.

>> Uluslararası kaynaklara göre IŞİD’in içindeki Türk sayısı aşağı yukarı 2 bin civarında. CHP Konya Milletvekili Atilla Kart’ın geçen günlerde verdiği bir soru önergesine göre ise örgüte yalnızca Konya’dan katılan kişi sayısı 3 bini geçti. Sizce IŞİD’e katılan ne kadar Türk var?

Bu sayılarla ilgili net bir istatistik elbette mümkün değil. Ancak Türkiye’den katılım bize göre de aşağı yukarı 2 bin civarında. CHP Türkiye’den her savaşmaya gidenin (IŞ)İD’e gittiğini sanıyor olabilir ama aksine Türkiye’den gidenlerin en az tercih ettiği yer (IŞ)İD. Öncelikli tercihleri İslami Cephe bileşenleri ve Nusra Cephesi.

>> IŞİD’e katılan Kürtler de var mı?
Güney Kürdistan Kürtlerini de sayarsak (IŞ)İD’de Türklerden fazla Kürt olduğunu söyleyebiliriz. AKP ve ilişkilerinin Türk İslamcılar üzerindeki etkisi gibi Hanefi-Şafii kültürü farklılığı gibi, Güney Kürdistan’da Kürt bir örgüt olan Ensarul İslam unsurlarının çoğunun Irak işgalinden beri (IŞ)İD’le beraber olmaları gibi birçok etken var. Bu etkenler Türkleri daha çok farklı selefi tonlarda olan İslami Cephe ve Nusra’ya, Kürtleri de daha çok (IŞ)İD’e yönlendiriyor. Güney ve Batı Kürdistan’a yönelik (IŞ)İD saldırılarının çoğunu Kürt komutanlar yönetiyor.

>> IŞİD’e neden katılmaya karar veriyorlar?
Sadece son yıllarda değil uzun zamandır (IŞ)İD ve benzeri oluşumlara katılan pek çok kişiyle görüşmeler yaptık, tartışmalar yürüttük. İD’e yapılan katılım sebepleri oldukça fazla. En çok ortaklaşılan görüş ‘şeriatı olabildiğince geniş bir coğrafyada hakim kılmak’ ve ‘bu yolda şehit düşmek’. Elbette kendi görüşleri ve hikâyeleri kadar (IŞ)İD’i ve (IŞ)İD’çileri var eden siyasi, tarihi, dini, bölgesel, sınıfsal, sosyal faktörler var. Bunların iyi bilinmesi, anlaşılması, tartışılması gerekir. Aksi halde klasik terörle mücadele mantığı ve askeri yöntemlerle orta ve uzun vadede (IŞ)İD’e ve toplumsallaşmış zihniyetine karşı başarılı olma ihtimali yok denecek kadar az.

>> IŞİD Tükiye için ‘kâfir’ sıfatını kullanıyor. Bunu tam olarak hangi sebeplerle söylüyorlar?
(IŞ)İD’e göre kendi şeriatlarıyla hükmetmeyen tüm yönetimler, devletler, krallıklar, emirlikler ‘kâfir’ ve ‘tağut’tur. Kendileri dışındaki selefileri bile tekfir eden (kafir sayan) bir zihniyet söz konusu. Bir çok dini ve siyasi dayanağı var ancak en basitinden bir örnek verecek olursak kendilerince yorumladıkları ve meal verdikleri bir ayet var; ‘Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenler kafirlerdir’

Kendi din anlayışlarına göre de kafirlerin kanı, malı ve kadını helaldir. Tabi siyasetsiz, stratejisiz değiller. Öncüledikleri ‘kâfirler’, ‘müşrikler’, ‘mürtedler’ var. Devletlerle ilişkiler kurmayı, pazarlık yapmayı iyi biliyorlar.

>> IŞİD’in Tükiye’de güçlenip, bünyesine insan katabilmesine olanak sağlayan sebepler sizce neler? Cihad fikri nasıl yayılmaya devam etti?
(IŞ)İD İslam dünyası başta olmak üzere dünyanın dört bir yanından katılım alan bir yapı. Türkiye –her ne kadar kuruluşundan itibaren kendini dışında tutmaya çalışsa da- bir Ortadoğu ülkesi. Elbette derin bir etkileşim söz konusu. Ki (IŞ)İD’in güçlü olduğu ve katılımın en çok yapıldığı ilk 10’a girmez Türkiye. Sorunun cevabı olarak gerçekten bütünü görmek için sayılması gereken çok sebep var. Gerek Türkiye özelinde gerek İslam dünyası başta olmak üzere dünya genelinde bu sebepleri anlaşılır kılacağını düşündüğümüz ‘İslam Devleti’ raporumuz birkaç hafta içinde yayınlanacak. Bunu bu soru vesilesiyle duyurmak ve bizce ikinci bir sebebi daha paylaşmak istiyorum.

‘Cihatçı’ların zaten eskiden gelen bir örgütlülükleri, tecrübeleri var. Şu an ‘Suriye muhaliflerini’ destekleyen ittifak İran-Irak savaşında Saddam’ı, Afgan-Sovyet savaşında da ‘mücahitler’i destekledi. Bu üç örnekteki kadar güçlü bir destek söz konusu olmasa da aynı şekilde Çeçenistan ve Bosna’da da bu ittifakın destekleri söz konusu. Bu savaşlarda El Kaide gibi en ‘radikal’ unsurlara bile göz yumuldu ve dolaylı destekler sunuldu. Yani çok eskiden beri bu akımların örgütlenmesi, silahlanması, rahat hareket edebilmeleri için gerekli koşullar bu devletler tarafından oluşturuluyor. En son Suriye için de aynı durum söz konusudur. Tüm dış –hatta iç- politikalarını Suriye rejiminin devrilmesi odaklı oluşturan AKP hükümeti ‘Esad’a karşı kim savaşıyorsa gelsin başımız üstünde yeri var’ siyasetiyle özellikle bir yıl öncesine kadar (IŞ)İD’e karşı yaklaşımı bellidir. Tabi IŞİD-Nusra çatışmasıyla ortaya çıkan yeni konjonktürle beraber ciddi bir tutum değişikliği de var bunu da es geçmemek lazım. Ancak yine de AKP’nin yürütmekte ısrarcı olduğu müflis Suriye politikaları istese de istemese de (IŞ)İD’e bu olanakları sağlamaya devam ediyor.

>> IŞİD’in 2006 yılında ilk kez ‘Irak İslam Devleti’ ismini kullandığını biliyoruz. Sizin gözleminize göre Türklerin katılımı hangi tarihten sonra ve ne ile beraber artmış olabilir?
Afgan-Sovyet savaşı sonrası kurulan El- Kaide kamplarına binlerce Türkiyeli gitti, bazıları orada kaldı, eğitim görüp geri dönen ve iletişimi sürdürenlerin sayısı dahi binlerle ifade edilebilir. Yani Türkiyelilerin El Kaide hattıyla ilişkisi o zamana dayanıyor. Sonuç olarak (IŞ)İD de bir El Kaide oluşumudur, Irak el Kaidesi’dir. Irak’ta zamanla örgüt olmaktan çıkmış, Iraklılaşmış ve bir koalisyon haline gelmiştir. Ancak söz konusu ilişkiler ve kullanılan küresel ağ aynıdır.

Zihniyet olarak el Kaide’den ciddi bir ayrışması yoktur, Usame bin Ladin’i önderleri olarak görürler. El Kaide isminde ısrarcı olmamalarının sebebi ihtiyaçlarının kalmamasıdır. ‘Artık örgüt değil devletiz’ diyorlar. Nihayetinde (IŞ)İD de el Kaide’dir. Bu parantezden sonra devam edecek olursak Afgan-Sovyetler savaşından beri Türkiye’den ciddi katılımlar mevcuttur. Bu katılımlar savaş şiddetlendikçe artar. Irak ve Suriye’de çokça katılım almalarının önemli sebeplerinden biri olarak düşman cephesinde batıyla beraber Şii ve Alevilerin olmasıdır. Zira (IŞ)İD çizgisinin kodlarında batı düşmanlığından çok Şii ve Alevi düşmanlığı vardır. Bu aslında Sünni –ve özellikle Arap- İslam dünyasının geneli için böyledir.

>> Sosyal medyada çok fazla IŞİD sempatizanı hesap var. Bu kişiler sempatizan olarak kalıyor mu yoksa bir süre sonra cepheye savaşmaya mı gidiyorlar? IŞİD’e katılma süreci nasıl gerçekleşiyor?
Öncelikle bu hesapların yarısının sempatizan kadınlar tarafından kullanıldığını belirtmek de yarar var. Kayda değer olmayan sosyal medya mücahitlerini de hesaba katmazsak katılımların çoğunun artık sosyal medyada sempatizanlıkla başladığını söyleyebiliriz. Bağlantılı kişilerin ulaştığı sempatizanlar da oluyor, bağlantılı kişilere sosyal hayat ya da sosyal medyadan ilişkiye geçerek katılım sürecini başlatanlar da oluyor. Katılacak kişi karar verdiği anda birkaç gün en fazla 1-2 hafta içerisinde –eskisi kadar kolay olmasa da- kendini ‘İslam Devleti’ sınırları içinde buluyor ve eğitime tabi tutuluyor.

>> Türk, Kürt ya da yabancı uyruklu pek çok kişinin örgütle bağını sosyal medya üzerinden kurduğunu, radyolarının, dernek ve vakıflarının olduğunu biliyoruz. Sizce bu ‘iletişim becerileri’ çağın bir getirisi m? Yoksa aynı zamanda planlanan bir kurgu mu?
IŞ(İD) ve tabi olduğu çizgi tarih boyunca kullanılan, yönlendirilen, istifade edilen, kurgu ve projelere müsait bir gelenektir. Ancak (IŞ)İD’i sadece bunlar üzerinden okumak da doğru olmaz. Kendi gerçeklikleri, kimlikleri, iradeleri, etkileri vardır. Bu ‘iletişim becerileri’ illegal silahlı faaliyet yürüten tüm yapılarda mevcut ve hızla gelişiyor. Birilerine göre ‘çağın getirisi’, onlara göre ‘düşmanın silahıyla silahlanma’.

>> IŞİD’e katılım yapanların psikolojilerini nasıl değerlendirirsiniz?
Çoğu gelir seviyesi düşük ailelerin çocukları. Ve yine çoğu aile ve toplum içinde tutunamayan, psikolojileri ‘normal’ olmayan ya da görülmeyen gençlerden oluşuyor. ‘Çoğu’ diyorum çünkü genelleme yapmamıza engel teşkil edecek kadar ‘normal ve vasat insan’ların tamamen bilinçsel ve inançsal dayanaklarıyla katılımları da var. Bunlar bölgeye dışarıdan yapılan katılımlar için geçerli. Yoksa bölgede katılımcılardan ziyade kendini (IŞ)İD’e temsil ettiren ve (IŞ)İD’den memnun bir toplumsal tabaka var. Bu farklı bir konu.

***

>> Türkiye hükümeti’nin IŞİD’e yönelik tutumuna dair size neler anlattılar?
Türkiye’yi düşmanlarından bir düşman olarak görüyorlar ancak öncelikli düşmanları değil. Olabildiğince sorun sıkıntı yaşamadan orta vadeli de olsa kendilerini tanıyan bir sınır komşusu olarak görmek istiyorlar Türkiye’yi. Asgari de olsa ilişkilerin sürmesinden yanalar. Ancak Nusra ve diğer örgütlerle yaşanan çatışmalarda Türkiye’nin ve Türkiye İslamcılarının pozisyonlarından, o örgütlere verilen açık destekten rahatsızlar. Hatta bölgede elle tutulur bir zafer elde edemedikleri tek güç olan PKK’yi Türkiye’nin desteklediğini düşünenler var. Aynı şekilde Türkiye’nin koalisyona katılması ve devlet yetkililerinin (IŞ)İD’e dair yaptıkları son açıklamalardan da hoşnutsuzlar.

***

>> Örgüte katılmadan önce nasıl bir eğitim geçiriyorlar?
Dini, siyasi, askeri temel dönemlik bir eğitim var. Ancak (IŞ)İD sadece savaşan bir örgüt değil. Dünya tanımasa bile aslında tam anlamıyla bir devlet. Kendi hâkimiyet bölgelerinde yaşayan yüz binlerce insan, aile var. Ve normal gündelik hayatlarına devam edebiliyorlar. Belediye çalışmaları, çok önemsedikleri sosyal hizmetleri ve programları, okulları, mahkemeleri, bakanlıkları, çok şubeli polis teşkilatı, cezaevleri, akademileri, istihbarat birimleri ve tabi yine farklı sınıflandırmaları olan askeri birimleri var. Katılımcı gözlemlenir, katılımcının da isteği doğrultusunda ona göre en uygun bir alan belirlenir ve o alana göre yeni yoğunlaştırılmış bir eğitim sürecinden daha geçer.

***

>> Katılan Türk ya da Kürt kadın var mı?
Evet. Bireysel olarak katılım yapan kadınlar da var, eşi ve çocuklarıyla birlikte katılım yapan kadınlar da. Bölgeye giderek aktif katılımları zor olsa ve yapılan katılımlar görünür olmasa bile (IŞ)İD’li ya da sempatizan olan kadınlar erkeklerden fazla.

>> Katılanlar için ortalama bir yaş aralığı söyleyebilir misiniz?
Ortalama 20-30 yaş aralığında.

>> En çok katılım olan şehirler hangileri?
Eskiden ciddi anlamda öne çıkan şehirlerden bahsedebilirdik. Ancak şu an sosyal medyanın önemli etkisiyle bu belirginlik büyük ölçüde kalktı. Yine de tahmini bir genelleme yapacak olursak İstanbul, Konya, Bursa ve bazı doğu illerini sıralayabiliriz. Buralarda az-çok fiili bir örgütlenmeleri var.

Reklamlar
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: