Arşiv

Archive for Ocak 2014

Ermeni lobisini savunma histerisi

Ocak 9, 2014 2 yorum

Bese Hozat, KCK’nin Ermeni, Rum, Yahudi halk ve inançlara söylemde ve eylemde yaklaşımının herkesçe malum olduğuna inanarak, gelecek tepkileri kestirmeden malumu ilana başvurmamış. Ve bu eksiklik nedeniyle haklı samimi tepkilerin yanı sıra haksız seviyesiz tepkiler de baş gösterdi. Kürt Hareketi halklar ve inançlar konusunda her zaman devlete ve egemen düzene karşı koşulsuz olarak halklar ve inançlarla beraber olmayı en önemli görevlerinden bildi. Bu Ermeniler, Rumlar ve Yahudiler için de geçerlidir. Bese Hozat’ın ifadelerine tepki veren çevreler zaten bunu bilen, bilmesi gereken dost çevrelerdir.  Bir izah bir açıklama beklenebilir, soru yöneltilebilir cevap istenebilir, hakkaniyetlik, dostluk bunu gerektirir. Ancak bazı tepkiler yerinde ve olması gerektiği gibi değil.

Öncelikle paralel devleti, Ermeni lobisini, İsrail lobisini KCK ilk defa ağzına almıyor. Öcalan yıllardır onlarca kere aynı bağlamda analizlerini, düşüncelerini, tespitlerini ifade etti. Yakalanışı bile bu lobilerin ve paralel devletlerin içinde olduğu Gladio operasyonudur, bunu da bu şekilde ifade etti. Zamanla mı manidar yoksa Bese Hozat kadın diye mi herkes rahat rahat ağzına geleni söylüyor, ‘Acaba ne demek istedi, vardır bir derinliği’ diye düşünmeden sorgulamadan tepki veriyor?

Tespitler doğrudur ya da yanlıştır bu başka bir konu ancak Ermeni lobisi konuşulmasın mı, tartışılmasın mı, eleştirilmesin mi? Nereden bu dokunulmazlık zırhı? Ermeni, Rum, Yahudi kimliğiyle bir ilgisi yok bu ifadelerin, bu kimlikleri itham edici hiçbir şey yok. Siz bu tepki veren çevreler nasıl ki Türkiye’den KCK’yi, Bese’yi eleştirebiliyor, itham edebiliyorsanız Ermeni Lobisi de eleştiriye, ithama bu kadar açıktır. Kürt Hareketi dahil herkes milliyetçi Kürt lobisini, yapılanmalarını yerden yere vuruyor bunda bir sorun olmuyor. Barışı istemeyen milliyetçi Kürt lobisi oluyor da barışı istemeyen milliyetçi Ermeni lobisi olamaz mı? Kürt Hareketi’nin konumlandığı yeri sorgulamak, analiz etmek hatta doğrudan Kürt Hareketine ithamda bulunmak Kürt kimliğine mi itham oluyor? Asıl paranoya burada bence.
Bazıları Ermeni lobisini ezilenlerin dostu yoldaşı olarak görmemiz gerektiğine zorluyor bazıları da neredeyse ‘yok öyle bir lobi’ dedirtecek.

Yahudilerin acısını tanırsın, yanlarında olursun, Yahudi oldukları için maruz kaldıkları her tür saldırıya, ayrımcılığa, antisemitizme  karşı mücadele edersin ama aynı zamanda Yahudiliği eleştirebilirsin de. Yahudiliği eleştirmek antisemitistlik olmaz.  Hele hele Yahudi lobisini hele hele İsrail’i eleştirmek asla.  Hak ve özgürlük mücadelesinde koşulsuz Yahudilerin yanında olmakla  Yahudi lobisinin ya da İsrail’in yanında olmak çok çok farklı şeylerdir.

Soykırıma, tehcire maruz kalmış acısı kıyas götürmez bir millet elbette lobi faaliyetleri olacak. Sorun bu değil, konu paralel devletler, derin yapılar, gizli ilişkiler. Hrant için Kürt Hareketi de Hrant olur Ermeni olur ama Hrant’ın Ermeni Cemaati ve lobisiyle olan derin kavgasını da bilenler biliyor. Hrant başında olsa Agos’un asla böyle bir başlık atmayacağını da bilen biliyor.

Değişim, dönüşüm, demokratik mücadele, devrim bunlar aşağıdan, sokaktan, dağlardan, ovalardan, halktan, hayatın içinden olursa meşrudur.  Devletler içerisinde yukarılarda varlık göstererek, baskı oluşturarak, gizli ilişkiler, ittifaklar içerisinde bin bir kire bulaşarak olmaz.
Devrimci, demokrat mücadeleler, halk özgürlük hareketleri için, en temiz masum derin devlet, paralel yapı,  en kirli, zalim ama görünür  şeffaf devlet-hükümetten daha tehlikelidir.

Cemaat  paralel yapılanma ve uluslararası siyasi ve sosyal alanda etkin olabilmeyi ABD’de de Yahudi Rum ve Ermeni lobilerinden öğrendi.  O zamanlar Yahudi Lobisinden sonra Rum ve Ermeni lobileri gelirdi. Ermeni lobisinin son yıllardaki büyüyüşü Yahudi lobisini bile kıskandıracak durumda. ABD ve Avrupa’da bu lobilerin siyasete doğrudan etkilerini, yapılanmalarını, merkezlerinde milliyetçi-kapitalist akımların etkin olduğunu, devletten çok paralel devletlerle hatta bazen başlı başına bir paralel devlet oluşturarak faaliyet yürüttüğünü, ABD ve Avrupa’da iktidara talip olanların seçim propagandalarından önce lobilerin kapısını epey aşındırması gerektiğini, hemen her sektördeki kilit konumlarını, Glodio  örgütlenmesinin ve operasyonlarının bu yapılarla doğrudan ilişkili yürüdüğünü söyleyene paranoyak denmez, bilakis bunu bilmeyene ‘dünya siyasetiyle ilgili konuşma’ denir. Türkiye’de son günlerde iktidarla eş güce ve yapılanmaya sahip olarak kendini gösteren Cemaat bu lobilerin öğrencisidir. Bu yapılanmaların da içinde bulunduğu derin ve paralel devletlerin Türkiye’ye yönelik yakın dönem planları, Kürt sorunundaki konumları, barış sürecine yaklaşımları, Paris katliamındaki el izleri farklı ve çok uzun konular.

Evet Ermeni, Rum, Yahudi kimliğine en çok sahip çıkılması gereken yer tarihi ve günümüzü ortada olan Türkiye olabilir. Elbette Ermenilerin, Yahudilerin, Rumların gayrimüslim halkların hak ve özgürlük mücadelesini kendi mücadelemiz bilmeliyiz. Bu kimliklere sonuna kadar sahip çıkmalıyız, 24 Nisan’da ‘inkara son, soykırım tanınsın’ demeliyiz. Ancak bu bize ‘milliyetçi Ermeni lobisi’ni ‘ama’sız, koşulsuz savunmaya itmemeli. Kürt Hareketi’nin söylemleri ve yılların pratiği de ortadayken ve Bese Hozat’ın ifadelerinin muhatabı açıkça kimlikler ve halklar değil lobilerken, bu kadar ucuz ve sığ ithamlar dostluğa hele hele yoldaşlığa hiç yakışmaz. Biraz siyaset, biraz feraset.

Muhammed Cihad Ebrari

Reklamlar