Başlangıç > Yazılar > Ha Tankın Topu, Ha İş Makinasının Kepçesi

Ha Tankın Topu, Ha İş Makinasının Kepçesi

Çözüm süreci ve doğa direnişi üzerine notlar;

* Doğayı insandan, insanı doğadan koparan sömürüyü anlayamaz.

* Barış doğada karşılık bulursa barıştır. Doğayla savaşan insanla, insanla savaşan doğayla barışamaz. Çünkü biz doğayız.

* Hiç şüphesiz Kürdistan doğası Kürdistan insanından çok daha fazla, aralıksız saldırılara maruz kalmıştır. İnsana yönelik saldırılar zaman zaman artışlar gösterse zaman zaman hız kesse bile doğaya yönelik saldırılar Mustafa Kemal’in 1936’da verdiği ‘boşa akıp giden su servetinden elektrik üretmek’le ilgili emrinden bu yana sürekli artıştadır.

* Kürdistan’daki baraj ve HES’ler Türkiye’nin elektrik ihtiyacının çok büyük bir bölümünü üretir. Hatta bölgede üretilen elektriğin tüketimden fazla olduğu için ihraç edildiği olmuştur.

* Türkiye doğasının en çok talan ve tahrip edildiği bölgesi Kuzey Mezopotamya yani Kuzey Kürdistan coğrafyasıdır. (Doğu Anadolu, Güney Doğu Anadolu diye bir bölge yoktur. Tarih boyunca Anadolu’nun doğu sınırı Fırat’tır. Fırat’ın doğusu Mezopotamya’dır.)

* Barış insanlar arası çatışmasızlık demek değildir. En az Mezopotamyalı insanlar kadar Mezopotamya doğası da barışa hasrettir. Barışta samimiyet doğa üzerindeki politikalarda tezahür edecektir. Doğaya tahakkümü devam ettiren barış barış değildir.

* Doğa sever, ekolojist, çevreci örgütlerin çalışma yaptığı, gündemleştirdiği bölgeler sıralamasında ‘Doğu-Güney Doğu Anadolu’ yani Kuzey Mezopotamya-Kuzey Kürdistan bölgesi sonuncudur.

* Barış sürecinin en aktif savunucuları arasında doğa savunucuları, ekolojistler olması gerekirken barışı inşa etme noktasında doğa savunucusu örgütler sınıfta kalmıştır.

* Bölgeye istahdam, hizmet, kalkınma, ilericilik, medeniyet götürüleceği savlarıyla başlatılıp devam ettirilen GAP projesi, ‘demokrasi götürme’ savıyla Amerika’nın Irak’ı işgalinden elde ettiği ganimetten yüzlerce kat daha değerli bir ganimet bırakmaktadır.

* Yeryüzü sınır kabul etmez, bölünmez bir bütündür. Kızılırmak suyu ile Fırat suyu aynı vücudun kanıdır. Fırat’ı savunanla Kızılırmak’ı savunan aynı varlığı aynı vücudu aynı canı savunur.

* Doğa sömürüsü en az katliamlar kadar acı, soykırımlar kadar somuttur. Barış süreci sadece insanın insan yaşamına saldırmasını önleyici atak değildir, olmamalıdır. Devlet, Kürdistan’ın hem insanlarına hem doğasına sahiplikle değil aitlikle bir ilişki kurmaya başladığında kaba anlamıyla bir barıştan söz edebileceğiz.

* Doğanın dirilişi olan Newroz’la sürekli dirilen ve özgürleşen Kürt halkı artık kendi yaşam haklarını savunduğu kadar doğanın hakkını koruma mücadelesi içinde olacaktır.

* Endüstriyalizm öldürür. Endüstriyalizm emperyalizm kadar militaristtir.

* Anadilinde yaşam talebiyle doğal/ekolojik yaşam talebi doğrudan bağlantılı, eşit düzeyde önemli taleplerdir. En üst düzey statü, doğası talan edilen bir halkı köle olmaktan kurtaramaz.

* Çözüm sürecinin ilk en büyük göstergelerinden biri Hasankeyf’i yaşatma teminatı olabilir.

* Barajlar en az askeri üsler kadar, HES’ler en az karakollar kadar, iş makineleri en az tanklar kadar sömürücü ve ölümcüldür.

* Üslere, karakollara, tanklara, panzerlere karşı direnenlerle, gökdelenlere, AVM’lere, nükleere, barajlara, HES’lere, iş makinelerine karşı direnenlerin hem kendileri hem de direnişleri birleşmelidir.

Muhammed Cihad Ebrari

Reklamlar
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: