Başlangıç > Yazılar > Rojava’ya dair birkaç not

Rojava’ya dair birkaç not

gel-rojava-pydRojava’yla ilgili netleşmesi gerektiğini düşündüğüm birkaç noktaya değinmek istiyorum;

-Rojava(Batı),  Batı Kürdistan’dır. Dolayısıyla Suriye’den bağımsız diyemesek de, kendine has, özgün bir konumu, yapısı, durumu söz konusu.

– Rojava halkının en az yüzde ellisinin PYD’li ya da PYD’den taraf olduğu tartışmasız bir gerçektir. Net bir araştırma olmasa bile PYD muhalifi Kürt oluşumlarının verdiği yüzdeler bile yüzde altmış civarında.

– PYD dışındaki yerel halktan tabanı olan Kürt örgütlenmelerinin de hepsi (PYD’nin kuyusunu kazmak için uğraşı verenler de dahil olmak üzere) Nusra ve ÖSO’ya bağlı birliklerin Rojava’ya karşı saldırısının karşısındadır, karşısında konumlanmak durumundadır.

– Rojava’ya saldıran güçlerin Rojava’yla uzaktan yakından ilgisi yoktur, işgalci ve gayri meşru konumundadırlar.

– Rojava Esad rejimiyle anlaşmalı, ittifaklı değildir. En başından beri ÖSO’ya da rejime de mesafe koymuştur, üçüncü yolu tercih etmiştir ve bu tercih devam etmektedir. Esad rejimi Rojava’ya tahammül etmek ve gayri resmi tanımak, muhatap almak zorunda kalmıştır, Türkiye gibi.

– Rojava, bu tarafsız konumuna rağmen en başından beri Esad güçlerinden çok daha fazla ÖSO ve Nusra saldırılarına maruz kalmıştır. PYD Rojava sınırları içerisindeki hiçbir bölgenin, mahallenin denetim ve yönetimini ‘muhalif’lere bırakmamakta ısrarlı ve kararlıdır. ÖSO ilk başta zorlamayı tercih edip sonra vazgeçmiş gibi görünse de Nusra ve Nusra’ya yakın ÖSO içindeki yapılanmalar ilan edilen ‘İslam Emirliği’ sınırları içerisine Rojava sınırları içerisinde olan ancak stratejik öneme sahip (sınır hattı, baraj v.s.) mıntıka ve mahalleleri de soktular. Buna karşı direnen Rojava güçlerine ise ‘İslam’a savaş açmış kafirler’ olarak cihad ilan ettiler.  Buna biraz da Rojava sınır bölgelerinde yaşayan Araplara güvenerek giriştiler.

– Saldırganlar Rojava sınır mahallelerinde yaşayan Araplar’dan hiçbir destek görmedi. Zaten bu çatışma yokken bile Halep’ten yüzlerce Arap Rojava’ya sığınıyordu. Annemle yaptığımız Kandil ziyaretinde PKK’ye yeni katılmış Halep’li Kürtçe’yi yeni öğrenmeye başlamış bir Arap genci görmüştük ve yaptığımız sohbette ailesinin de Rojava devrimini desteklediğini, kardeşinin de YPG’de olduğunu söylemişti. Rojava dışındaki Suriye-Arap bölgelerinde yaşayan Araplardan bile azımsanmayacak derecede PYD’ye destek görülüyor.

– Nusra/El Kaide ve yakın çizgideki zihniyet tarih boyunca var olagelmiş bir zihniyettir; ki bu zihniyet her zaman herkes tarafından kullanılmaya müsait bir sığlık içinde olsa da ne zaman nerede kime patlayacağını kestirmek uzmanlık ister. Dolayısıyla kullananlar kısa vadeli planlar üzerinden güvence verirler. Türkiye’nin böyle bir uzmanlığı yoktur, ciddi bir uzman destek almazsa Nusra ve benzer çizgideki ÖSO’ya bağlı güçlerin dönüp dolaşıp patlayacağı yer Suriye ya da Rojava değil Türkiye olacaktır.

– ‘Rojava’da katliam’ başlığıyla yayınlanan katliam, vahşet, infaz görüntülerinin hepsi Nusra/El Kaide ya da ÖSO’ya ait olsa da (çoğu Suriye bazıları Irak’tan) onda dokuzu eski ve Rojava’ya ait değildir. Bu paylaşımlar Rojava’ya yarardan çok zarar getirmektedir. Kaynağından emin olunmayan yayınların paylaşımı yapılacaksa bile ‘Rojava’ya saldıran zihniyetin eserleri’ şeklinde, tanımak, tanıtmak açısından yapılabilir.

– Rojava’da katliam vardır, Rojava’ya saldıran güçlerin sicili katliamlarla, tüyler ürperten cinayetler, infazlar, işkencelerle doludur. Bunları saldırdıkları her yerde uygularlar, uygulayabilirler. Ancak meseleye salt ‘katliam’ üzerinden yaklaşmak çok doğru değildir. Rojava’ya saldıran güçler savaş hukukuna riayet eden birlikler olsa bile söz konusu olan; kendine ait olmayan bir bölgeye tepeden yapılan müdahaledir, işgaldir, fetihçi zihniyettir. Rojava fetihçi, işgalci, darbeci , karşı devrimci gayri meşruluğa karşı meşruiyet savunması, halk savunması yapmaktadır.

– Kürtlere topyekun saldırı, ‘mallarının, canlarının ve kadınlarının helal olduğu’ şeklinde bir fetva ya da camilerden yapılan bir çağrı yoktur. ‘Kafir Kürtler’ ibaresi kullanılmakta ve bununla ‘İslam Emirliği’ne karşı çıkan Rojava halkı kastedilmektir. Saldırganların böyle ekstra bir fetvaya ihtiyacı yoktur. Çünkü inanışlarına göre zaten savaşılan kafirlerin (sivilleri de dahil olmak üzere) canları, malları helal, kadınları cariyedir.

– Elbette her katliam korkunçtur ancak Rojava’da yaşanan katliamın boyutu sanıldığı kadar ‘korkunç’ boyutlarda ve sanıldığı gibi saldırı sırasında köylerde, mahallelerde, ele geçirilen yerleşim bölgelerinde yapılan katliam değildir. Rojava’da direniş en az katliam kadar güçlü ve gerçektir. Saldırganlar son süreçte ÖSO’nun da bilfiil saldırılara katılması sonrasında bile ağır yenilgiler almıştır, mevzi kazanıp katliam yapmak değil mevzi kaybetmektedirler. Elbette YPG zayıf ve başarısız olsaydı ve önemli bölgelerin, yolların denetimi, yönetimi saldırganların eline geçseydi yaşanacak korkunçlukları tahmin etmek zor değil.

– Nusra ve yakın ÖSO’ya bağlı birlikler yenildikleri zaman sıkça başvurdukları yöntem rehin almadır. Bunu saklamadan, çekinmeden, üstlenerek yaparlar. Suriye ordusundan ağır bir yenilgi alınmış ve esir vermişse hemen ertesi gün savunmasız konumda olan bir bölgeden varsa Alevi yoksa İran kafilelerini basarak çoluk çocuk, yaşlı genç, kadın erkek rehin alır. Bunlar işkenceden geçirilir sağlam duruşlular infaz edilir geri kalanı için aracılarla pazarlığa gidilir. Bunu gizliyerek, çarpıtarak yapmazlar çünkü meşru olmayan bir şey değildir kendilerine göre. Ancak onların Türkiye ve dünya basınındaki uzantılar rehin alınanları ‘şebbiha’ ya da ‘İran devrim muhafızı’ olarak sunar. Mesela en son ‘komutanımıza karşılık 300 Kürt’ü rehin aldık’ şeklindeki resmi beyanlarına rağmen buradaki uzantıları ‘300 YPG’li esir’ şeklinde ifade ettiler. Oysa alınan rehinler Rojava sınır bölgeleri ve dışında kalan savunmasız sivil Kürtlerdi.

Rojava’da asıl katliam bu şekilde yaşanmıştır. Direnen Rojava güçlerine yenilgi üstüne yenilgi alan ve esir veren saldırganlar savunmasız, ara bölgelerde ya da Arap bölgelerde yaşayan sivil, taraflı tarafsız Kürtleri sadece Kürt oldukları için rehin almaktadır. Alınan yüzlerce Kürt rehin kesilerek, kurşunlanarak, işkence edilerek öldürülmüştür. Kazanım sağladıkları tek yolun bu olduğunu gördükçe rehin almaları daha da çoğaltmışlardır.

– Türkiye Nusra/El Kaide de dahil olmak üzere Esad rejimine karşı savaşan ÖSO ve yan birliklerin bizzat ve bilfiil kurucularındandır ve askeri de dahil olmak üzere çok yönlü tam desteğini devam ettirmektedir.

– Güney Kürdistan ile Rojava sınırında keyfi uygulamalar yaşanmaya devam ediyor. Sınır PYD’ye ve PYD’ye yakın kişi, kurum, yardımlara açık değil, KDP’nin izni, referansıyla KDP’ye yakın çevreler için sınır açık diyebiliriz.

– Rojava halkı ve güçlerini ÖSO ve ‘muhalif çatı’yla birleştirme çalışmalarını başarısızlıkla askıya almış olsa da Güney Kürdistan yönetimi, insani, askeri, ekonomik, lojistik, siyasi olarak Rojava’ya destek olmaktan çok köstek olma pozisyonunu korumaya devam etmektedir.

– Saldırganlar bazı bölgelerde kanal, santral ve baraja saldırarak halkın su ve elektriğini kesti. Rojava’ya yardım, bir dayanışma göstergesi olmaktan öte ciddi bir vakıadır. Su, yiyecek, giyecek gibi temel ihtiyaçlar da acil ihtiyaçtır.

– Rojava’da İslam’a ve Müslümanlara karşı çalışma yürüten hiçbir kurum yoktur. Rojava’da yüzbinlerce Müslüman dini inancını en özgür şekilde yaşamaktadır. Hatta Rojava ‘dindar’lık ve din özgürlüğü kıyasında Türkiye’yi çok geride bırakır. PYD paradigmasının temeli gereği maddeci, pozitivist, oryantalist yaklaşıma, anlayışa karşıdır ve insanı metafizik bir varlık olarak görür. İslam’ı Ortadoğu’nun değeri bilir, peygamberlerin mirasını sahiplenerek sonradan ortaya çıkan iktidarcı, devletçi İslam’a, ‘karşı-İslam’a karşı çıkar. Zira Rojava’ya saldıranları bu nedenle ‘İslam maskeli karşıt-İslam güçleri’ olarak tanımlıyor ve asıl kendi yaptığı mücadelenin İslami bir mücadele olduğunu savunuyor.

– Rojava’da devrimin ilk süreci olmasına ve savaş koşullarına rağmen Ortadoğu’ya örnek bir demokrasi işlemektedir. Kadın, politika, öz yönetim, kültür başta olmak üzere özgürlüklerde ve demokratik pratikte gözle görülür ciddi kazanımlar gözlenmiştir.

Muhammed Cihad Ebrari

Reklamlar
  1. Batman
    Şubat 21, 2014, 2:13 pm

    Kaleminize sağlık.

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: