Başlangıç > Yazılar > Kurban kesmek değil, kurban olmaktır ibadet olan

Kurban kesmek değil, kurban olmaktır ibadet olan

1935505_10150526636508091_1860471200_n“Kurban”, hayvan kesmek değil, canınla kurban olmak ya da cananını kurban etmektir.

Meryemler gibi adamak ve İsalar gibi adanmaktır kurban. Başka bir şey değil…

Avlanmak, et yemek, hayvan kesmek Allah tarafından emredilmemiş/farz kılınmamıştır. Yani sanıldığı gibi bir vecibe bir ibadet değildir. Bilakis Allah, ‘kurbanlık’ adı altında kan akıtmanın kendi katında hiçbir değeri olmadığını belirtir.

‘Onların etleri de, kanları da Allah’a asla ulaşmaz. Allah’a ancak erdeminiz ulaşır.’   Kur’an 22: 37

Yani kurban keserek Allah’a yakınlaşılmıyor, rızası kazanılmıyor. Yakınlaşmak isteyen, ulaşmak isteyen kanı ve eti değil erdemi, sorumluluk bilincini vesile edebilir. Allah’ın rızasını uman insanların önce kendini ne kadar Hak yoluna yani hakkı savunma yoluna adadığını sorgulaması ve yüreği varsa kendini ya da hayatındaki en değerli şeyi adak olarak bu yola sunması gerekiyor. Kendisiyle, hayatıyla alakası olmayan bir hayvanı değil. Kurban; en değerlini hak yolda yani adalet yolunda, eşitlik yolunda, yoksullarla, mahrumlarla, hakkı yenmişlerle, mazlumlarla dayanışma yolunda adamak daha da önemlisi adanmaktır.Allah’ın yolu denilen yol ‘Allah’ın isimleri’ diye bilinen kavramlardır. Yani adalet(Adl), sevgi(Vedud, Rahman, Rahim) yolunda olmak Allah yolunda olmaktır. Barış (Selam) için mücadele etmek Allah için mücadele etmektir. Hakkı müdafaa etmek için malını, canını adayan Allah’a adanmış bir kurbandır. Adayanlara ve adananlara Meryemlere ve İsalara selam olsun.

Hac;  ırkı, dini, dili, cinsiyeti, mezhebi, ideolojisi, soyu ne olursa olsun eşitlik ülküsünü şiar edinmiş, sorumluluğu kuşanmak isteyen (tüm Müslümanların değil) tüm insanların davet edildiği evrensel bir barış eylemidir. Başka bir şey değil…

Haccın gerçekleştiği harem bölge sit alanıdır ve çiçekten böceğe hiçbir canlıya zarar verilmez. İhramlıyken en ufak kötü bir söz yasaktır.  Çıplak vücut üstüne kefenimsi ihram giyilir ve kimsenin hiçbir kimseden farkı kalmaz. Hiyerarşi, statü, zengin, fakir yoktur. Kadın erkek hac boyunca hiçbir şekilde ayrı olamaz, her zaman yan yana, evrensel döngüde omuz omuzadır. Bu evrensel barış yürüyüşü ve döngü eylemine çağrı inananlara, Müslümanlara değil tüm insanlığadır. “Bu ev (Kabe) insanlık için bir ayaklanma bir kıyam yeri kılınmıştır”Allah’ın evi denilen Kabe, aslında basit, sıradan ve halkın evlerinden bir evdir. Bu evin etrafında mikrodan makroya, elektrondan galaksilere, zerreden küreye  süregelen evrensel döngüye, doğaya uyum temsil edilir. Yuva odaklı, ırk, din, dil, mezhep, cinsiyet üstü eşit, doğal döngüye katılmış, hiçbir canlının başka bir canlıya zarar vermediği bir barış yurdu, barış toplumu, bir başka dünya temsil edilir bu eylemde. Bedel, hak yolun ayrılmaz yoldaşıdır. Kurban budur. Bir olmayı, eşitlenmeyi, dayanışmayı, adamayı ve adanmayı, barışı bayram bilmektir kurban…

Saltanat ve şatafatla Allah adına insanları kırıp geçiren, topraklarını talan eden karşı-İslam güçleri bu feda bilincini de dinin diğer tüm mesajları gibi profesyonelce tahrif ettiler. Kurban olmayı düşünmekten dahi aciz ve uzak olan din(i)darların kurban olmaları ya da kurban etmeleri yerine ‘kurban kesme’leri şaşırtmıyor… Din adamları ise yapmaları gerekeni yapsalar zaten din adamı olmazlardı.  Hakikate uyanlar kurban oldular, uyduranlar ise din adamları oldular. Onlar hocalar, mollalar, efendiler, şeyhler, alimler. Din adamları ‘Allah’ın adamları’ olabilecek en son kişilerdir. Candan ve canandan geçemeyen çakma önderler “Allah hayvan kesmenizi emrediyor” dediler.

Kurban olmuyor, kurban etmiyor, kurbanı kesiyorlar. Gerçekten kurbanı/yakınlaşmayı, dayanışmayı kesiyorlar.

Zaten kendisinin olmayan beş kuruşluk parayla üzerinde hiçbir emeği bulunmadığı hayvanı keserek mutmain oluyorlar Kabilce…

Kestikleri hayvanlar kadar insanlığa, yeryüzüne faydası olmayan bu din bezirganları, Kabilin sünnetini uygulayarak ve halklara, insanlığa, doğaya –yani Allah’ın yoluna- düşmanlık yaparak  insanlığa verdikleri zararlara zarar katıyorlar.

Allah’a yakınlaşmak ve insanlığa hizmette bulunmak için bırakın hayvanları da egolarınızı, hırsınızı, bencilliğinizi, duyarsızlığınızı, sorumsuzluğunuzu, ihanetinizi, talanınızı kesin…

Nitekim en büyük ibadet hakkı müdafaa etmektir.

Kurban/yakınlaşmak; en değerli varlığını Tanrı’ya yani sevgiye, adalete, barışa adamak daha önemlisi adanmaktır. Hayvan keserek kurban kutlayanlar Kabil’in yolunu, hacca giderek dünya sömürücülerinin, kan emici vampirlerin gücüne güç katan, özgürlük, eşitlik ve barış adına tek bir adım atmayanlar, tek bir söz etmeyenler Ebu Lehep’in yolunu sürdürüyorlar.

Kurban kesenler ve kurban olanlar…
5 vakit namaz kılanlar ve gece gündüz salat edenler…
Peygamberi hazret-efendi bilenler ve peygamberleri arkadaşları, yoldaşları bilenler…
‘Kıyam’da duranlar, kıyam edenler…
Peygamber ümmetleri kurban keser, peygamber yoldaşları kurban olurlar.

Gerçek şu ki; biz sana iyiliklerin ve aydınlığın tükenmez kaynaklarını(kevser) verdik. O halde Rabbin için dimdik dur, tüm çabanla duruşunu koru ve  adan/adak olarak sun. Asıl yok olacak olan, asıl sonu gelecek olan sana düşmanlık yapanlardır.   Kuran  –  Kevser Suresi

Kevser Suresi’ndeki ‘fesalli li rabbike venhar’ın Kuran meallerinde, tefsirlerde, vaazlarda anlatıldığı gibi namazla ve kurban kesmekle ilgisi yoktur. Dik durmak ve kurban olmak, canını verme pahasına adanmaktan bahseder. Bu yola can verilse bile, hak yolun ve yolcularının değil hak düşmanlarının sonunun geleceği anlatılır bu surede. Başka bir şey değil… İsa  ‘kevser’in yani aklın ve vahyin hakkını vererek direndi, dik durdu ve adandı, kendini kurban olarak sundu, ‘Tanrı kuzusu’ oldu. Gerçek ‘ebter’ yani sonu gelmiş olan, yok olacak olan İsa, yani ezilenlerin, barışın, hakkın sesi yani ‘Allah’ın kelimesi’ değil ona  düşmanlık besleyenler olacaktır. Hak yolcusu ölür ama hakikat yaşayacaktır. Asıl sonu gelenler bizlere ‘kevser’i cennette bir havuz olarak, ‘salat’ ve ‘nahr’ı ‘namaz kıl ve kurban kes’ olarak yutturmaya çalışanlar, Allah’ın yolunda olduklarını iddia ederek şeytana hizmet eden, Allah’ın ayetlerini yani gerçekleri, insanlığı, farklılığı, emeği, dili, doğayı inkar edenlerdir. Allah bize Allah adına kandırılmamak için uyarır. En büyük aldatmalar, aldanmalar ‘Allah’ adıyla yapılmıştır tarih boyunca ve günümüzde de bu aynen devam etmektedir. Allah adına aldanmayalım, aldatılmayalım. Allah’ın mesajları yeniden en saf haliyle yeryüzünü aydınlatacaktır ki aydınlatmaktadır. Bu da elbette barış için, adalet için, emek için, eşitlik için direnen, bedel ödeyen insanların, halkların eliyle gerçekleşecektir. Çok bilmiş, kendilerini kurtulmuş sanan, dini tekellerine alan, dincilerin, diyanetçilerin, hocaların, şeyhlerin, hoca efendilerin eliyle değil.

Peygamberlerin, elçilerin devirmeye çalıştığı ve bu uğurda canlarını sundukları kokuşmuş zulüm ve küfür(inkar) dinlerini/düzenlerini Allah ve peygamberler adına tezgahlıyorlar. Yaptıkları tüm zulümlerin, işkencelerin, katliamların, cinayetlerin, talanın, hırsızlığın, yalanın faturasını Allah’a kesiyorlar. Aynı firavunun, nemrutun, Meryem’e hayatı zindan eden, İsa’yı çarmıha gerenlerin, Ebu Lehep’lerin, Muaviye’lerin, Yezit’lerin yaptığı gibi…

Yurdumuzda ve dünyanın dört bir yanında mazlumlarla dayanışma, hakkı müdafaa etme, adalet ve eşitlik adına barış için direnen, özgürlük için mücadele eden yani bilfiil, bihakkın haccı eda eden ve bu kutsal ülküler için en değerlilerini feda eden, yavrularını adayan, canlarından geçen,  ‘varlığım barışa armağan olsun’ diyen yani bilfiil, bihakkın kendini kurban sunan Meryem gibi İsa gibi yiğitler var.

Barış için, hak ve hakikat, adalet ve sevgi için mücadele eden, direnen, en değerlilerini bu yola adayan, canlarını veren tüm insanlar haccı ve kurbanı tam manasıyla yaşayan ve yaşatanlardır. Hacer’in ve İbrahim’in, Meryem’in ve İsa’nın yolunda olanlar onlardır.

Kurban edenlerin payına et değil, dert düşer, gözyaşı düşer, bedel ödemek düşer. Kurban olanların üzerine hayvanların kanı değil kendi kanı bulanır. 

Kurban bayram değil, kurbanların bayramı bayramdır.

Varlığımız barışa armağan olsun, ömrümüz tüm can’lara bağışlansın.

Düşenlerin hayali, direnenlerin umudu, sevginin, hakikatin, barışın bayramında buluşmak üzere.

Reklamlar
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: