Başlangıç > Özgür İnsan Günlüğü > Özgür İnsan Günlüğü – 09 Eylül / 11 Eylül

Özgür İnsan Günlüğü – 09 Eylül / 11 Eylül

09 Eylül Cuma

Bugün Zeynep’i, ailemi görebilecek miyim?
Bugün eşyalarımı alabilecek miyim?
Bugün mektup gelecek mi?
Bugün Metris’teki ve hücredeki son günüm mü?
Bugün sevke götürecekler mi?
Bugün avludaşlarımdan ayrılacak mıyım?
Bugün fotoğraf çektirebilecek miyiz?
Sorularla başladı Cuma’nın ilk saatleri.
Sorularım dua, bugünün adı umut olsun.

***

Eminim diğer Metris hücrelerindeki arkadaşlarım da kafalarındaki onlarca soruyla uyuyamıyorlardır. Binlercemiz gibi…

***

Karanlıktan aydınlığa çıkıyoruz. Cevapların günü başlıyor.

***

Metris sakinlerine her sabah 8’de yapılan genel duyuru yapılıyor yine: Dikkat! Sabah sayımı başlamıştır. Allah kurtarsın.

***

Bu nasıl bir zalimliktir! Süleyman’ı sabah sayımda hücresinden apar topar götürmüşler. Çocuk iki haftadır annesiyle görüşemiyor zaten. Şimdi de tam görüş günü Edirne’ye götürdüler. Annesi İstanbul’un diğer ucundan, Sultanbeyli’den çoktan yola çıkmıştır hasretle. Günlerdir bugünü bekliyorlardı ana-oğul. Gelecek ve soracak ‘oğlum nerede, görüşmek istiyorum’ diye, ‘burada yok Edirne’ye gitti’ diyecekler. İki saat beklemediler! Sevk değil sürgün resmen, cicili isimler koymuşlar. Sürgün değil, sevk. Zindan, hapishane değil, cezaevi, ıslahevi. Hücre değil, oda. Avlu, havalandırma değil, bahçe!

Dün gece anlaşmıştık, içimizden kimi görüş öncesi götürmeye kalkarlarsa direnecektik topluca. Zavallı Süleyman, kederine, derdine bizi ortak etmedi demek. Eminim jandarmalar arasında elleri kelepçeli terörist(!) hüngür hüngür anam diye ağlıyordur…

Yolun açık olsun Süleyman can.. Bir gün görüşmek üzere…

***

Açık görüş yaptım. Bu konuda şansım yaver gitti. Bayrama denk geldiği için iki hafta ardı ardına açık görüş yaptım. Normalde ayda bir oluyor.

Yine Zeynep’im, annem, Nurcihan ablam ve Mücahit geldi ama bir de sürpriz ziyaretçi vardı; Aksa Nur : ) Birden sarıldı boynuma ‘dayııı!’ diye, mektup yazmış bana.
Zeynep erken giriş yaptığı için önce onunla konuştuk, o kadar özlemişim ki. Ama elbette görüşte bir çok şeyi söyleyemiyorum. ‘Çok özledim’ desem gözleri/gözlerim hemen boşalacak gibi. Tuttum ellerinden, öptüm, aramızı uzun bir masa ayırıyor olsa da sarıldık birbirimize. Sonra ailem geldi. Görüş için aldığım notlardaki konuları sordum, konuştuk. Herkese kucak dolusu sevgilerimi, selamlarımı gönderdim. Pazartesi saat 11’de benle ilgili basın açıklaması yapacaklarmış yoldaşlar.
Zehra’yla ilgili kötü haberler aldım, içim sızlıyor hala. En kısa zamanda güzel gelişmeler olur ve iyi haberlerini alırım umarım.
Aksanur okula başlıyormuş, okula giderken görmek isterdim.
Eşyalarım ve Kuran’ım nihayet geldi. İmkanlar dahilinde, hücre koşullarında sahip olabileceğim her şeye sahibim şuan çok şükür.

***

Sevkle ilgili hala bir gelişme yok. Öğle yemeğini yedik, mektup gelmedi.
Görüşten önce duş almış ve gazetemi almıştım bu arada, atlamış olmayayım. ‘Çok mu önemli’ deme şimdi, burada, bu koşullarda su içmek bile önemli, haber değeri taşıyor.

***

Süleyman’ı düşünüyorum da en azından Tekirdağ’a gitmekten kurtuldu.

***

Hava bulutlu, zamanı da kestiremiyorum güneş gölgesi olmadığı için. Mektuplar da yok, fotoğrafçı da yok, sevkle ilgili hala bir haber de yok.

***

Zeynep’le yemek yapıyor olurduk şimdi.

***

Akam sayımı yapılıyor. Ne sevke gittik, ne fotoğrafçı geldi, ne de mektup.
Artık Süleyman yok ama iki yeni arkadaş geldi yarım saat kadar önce. Biri Fethullah, diğerinin adını hatırlayamadım şuan. Zaten daha tanışmadık. Yarın tanışırız inşallah havalandırmada. Açlardı ekmek gönderdim gardiyanlardan. Su istediler, onu da kendi sistemimizle gönderdim. Fethullah üstümdeki hücrede. Yarın onların hikayesini de dinleriz artık.

***

Yeni arkadaşlar gelince unuttum. Avukat geldi Mazlumder’den. Sürecimi anlattım avukat hanıma. İlgilndi(ler) sağolsular, faydalı geçti görüşme. Tutukluluk kararına itiraz edeceklermiş bugün.

***

Görüşü bugün yaptığıma inanamıyorum, iki gün geçti sanki Zeynep’i, ailemi göreli.

***

Yıllar geçse de bu can bu bedende olduğu müddetçe barışın, barış yurdunun inşası için bir an duraksamayacağım.
İftiralarınızın, tehditlerinizin, zindanlarınızın beş para etmediğini, kendi mezarınızı kazdığınızı bir kez daha göreceksiniz.
Direnen barış kazanacak!

***

Bugün görüşte Zeynep’e ve aileme de söyledim. Özgürlüğüm için çalışan, çabalayan, duyarlı davranan, medya saldırganlığını def etmeye çalışan herkese teşekkürlerimi ilettim. Ancak benimle dayanışmanın bana, Muhammed Cihad’a indirgenmesini istemiyorum. Benim davam özgür bırakılmam davası değil. Beni desteklemek isteyenler bu davanın,  barışın zindanlara reva görülmesine, ezilmeye, sindirilmeye, türlü cürümlerle sesini kısmaya çalışanlara tepki göstersinler. Ve barışın özgürlüğünü istesinler, Muhammed Cihad’ın değil. Barışın özgürlüğünü…

***

Hücrede bulmacanın ne olduğunu anladım. Ne güzel bir şeymiş bu ya. Bir bulmaca = yarım saat : )

***

Açık görüşte para yatırmışlar, şimdi geldi haberi, 50 tl yatmış hesaba. Destek olmak yerine külfet olmak üzse de ihtiyacım vardı, çok iyi oldu. Ne zaman sevke gideceğim belli değil zaten.
Teşekkürler…

10 Eylül Cumartesi

21. Günüme giriyor, hücrede 20. gecemi geçiriyorum şuan. Bu günlük kaç ‘20’ sonra bitecek merak ediyorum.
Hücre insanı duygusallaştırıyor.

***

Gün doğumu…
Sabah sayımı…
Haftasonu olduğu için gazeteler geç geldi. Mektup yok, yarın da olmayacak.
Yeni iki arkadaş indi avluya. Pencereden konuştuk. Fethullah ve Ümit. Fethi evli, iki çocuk babası. Ümit genç bir arkadaş. KCK’den yargılanıyorlarmış. Burayla ilgili sahip olduğum tüm bilgileri paylaştım. Çok şanslılar. TEM’de iki kişilermiş. Buraya yine beraber geldiler. Geldiklerinde yalnız kalmadılar ve hemen hemen her sorularına doğru cevap aldılar. Acil ihtiyaçları karşılandı. İki hafta sinir krizi geçirmelerine gerek kalmayacak yani.

Gazete sonra kitap sonra da Kuran okuyacağım. Gündüz böyle geçecek, gece de yapılması gereken ve yapılacak tek şey olan; düşünmek ve notlarım.

***

Sol tarafla haberleştik yine. Salı gününe kadar 8 kişinin sevke gideceği, hem de Tekirdağ’ın 2 nolusuna sevke gideceği (bu sürgün oluyor) söyleniyor. Söylenti doğruysa bakalım o 8 kişi kim olacak.

Tekirdağ’ın ortamı, koşulları, yönetimiyle kötü bir ünü var, sicili kabarık. Ama 1 nolu 2 noluya nazaran daha az kötüymüş. Gidersek göreceğiz artık.

***

Dışarıdayken işlediğim ‘suç’u içerde de işliyorum, çıkarsam yine işleyeceğim.
Elinize ne geçmiş oluyor? Zindanlar sadece seviye atlatıyor. İnsanlık tarihiyle eşit tarihimizde iftiralarınız, suikastlarınız, baskılarınız, tehditleriniz, ambargolarınız, işkenceleriniz, katliamlarınız, sürgünlerin,z çarmıhlarınız, zindanlarınız susturabildi mi bu sesi? Çok zavallısın iktidar, sermaye, ordu, din adamları sahibi egemenler, sistemler…

***

Avluda spor ve volta…
Pencerelerden sohbet..
Sol koğuştan pet şişeyle atılan çayı sigarayla içme..
Akşam yemeğini yedik, karnım aç. Konserveler de bitti. Pazartesi kantinden daha fazla isteyeceğim bu sefer. Sayım başlar birazdan.
Yeni komşularla sohbet ettik epey. Bu arada adını unuttuğum ve sonradan ‘hatırladım’ diyerek adının Ümit olduğunu yazdığım arkadaşın ismi Emre : )
Emre’yi suçlamak için ve teröristlikten hüküm giydirmek için delilleri var kendilerince. Mesela yakalandığı ve yerde sürüklenerek çıkarıldığı internet kafedeki bilgisayardan PKK ve Öcalan’la ilgili haberlere bakmış. Ama Fethullah’ın tek suçu Emre’yi evinde misafir etmek. Başka bir şeyi yok Fethullah’ın, esnaf zaten. Kendi mağduriyetine değil ailesinin, çocuklarının mağduriyetine yanıyor. Kaç yıllık dükkanı iflas edecek yok yere. Yarın Fethi arkadaş için tutukluluk kararına itiraz dilekçesi yazacağız beraber.

***

Zulme dibine kadar batmış olan bu devlete ve hükümetine göre terörist olmak insana huzur veren nadir şeylerden… Yoksa çekilmez burası.

***

Gece yürüyüşü…

11 Eylül Pazar

Hücremde 21. Gecem..
Zehra’yı merak ediyorum, hem de çok.
Görüş gününe kadar –tabi sevk olmazsam Cuma’ya kadar- dayanmak zor olacak.

***

Belirsizlik çok kötü. Taşınmayı bekleyen değersiz mal gibiyiz. Değer görmemek sorun değil, zaten mal kadar da değerimiz yok onların gözünde ve olmaz olsun onların vereceği değer. Ama ne zaman nereye gönderileceğiz, ya da gönderilecek miyiz? İnsan bir gün önceden gönderileceğini haber verir en azından, nereye gideceğimizi yine söylemesinler. Ona göre programlarsın kendini. En basitinden çamaşırını yıkarsın ya da haftada bir olan kantin hakkını ona göre kullanırsın. Ve artık gına geldi hücreden. Hücrelik tutsak olsam, hücre cezası verilse ‘verildi’ der yatarsın. Keyfi olarak ‘misafir ediliyormuşum’, ben de can atıyordum Metris hücresinde misafir  olmak için. İki gün olur üç gün olur misafirlik, 22 gün oldu hala tek başıma hücredeyim. Tekirdağ 2’ye bile götürseler razıyım, bundan sonra nerde, ne koşullarda ikamet edeceğimi bilirim, ona göre bir düzene geçerim artık.  Belirsizlik de işkencelerden bir işkence.

Dava süreci de belirsiz. Her şeyin ihtimali yüzde elli arkadaş. 1 ay sonra mahkemeye çıkartılma ihtimali yüzde elli, üç ay sonra çıkartılma ihtimali de yüzde elli, 6 ay sonra da. Yarın bırakılsam da şaşırmam, beş sene sonra bırakılsam da şaşırmam, on sene sonra da… Hepsi yüzde elli. Hukuk yok ki. Şu geçerli olan rezil kanunlarını uygulasalar bile ne ben ne de binlercemiz tutsak edilmezdik. Bu çıkarcı, bu vicdansız, insanlıktan nasibini almamış , şeytan aklının tahakkümündeki zihniyet değişmedikten sonra Allah’ın kanunları gelse de/ olsa da hiçbir şey değişmez.

***

Evet, kararımı verdim. Serçe parmağımdaki 10 senelik kınam mahpuslukta –bir iki haftaya kadar-  tazelenmezse yok olacak ve artık kınasız olacağım. Bu boşluğu zafer/barış işaretiyle doldurmaya karar verdim. Özgürleşene kadar günde en az üç kere parmaklıklardan elimle zafer/barış işareti yapacağım. Çıktıktan sonra zaten kına yakarım. Ama hala içimde bir umut var. Belki sevk edileceğim hapishanede kına temin etme imkanı bulabilirim, kim bilir… Sava günlerinde, bombalar tepemize yağarken, en zorlu koşullarda dahi kınasız kalmamıştı parmağım 10 senedir…

***

Bu gece bitecek mi..? Saat şuan  bir mi, iki mi, dört mü bilmiyorum. Uyuyamadım, uyuyamıyorum bir türlü.
Açım, öğleyi bekliyorum.
Zeynep iyisin değil mi?
Tanrım göğsüme genişlik ver.
Evet, ezanı duyuyorum. Çok şükür, çok…

***

Öğleden önce çıkarttılar bugün havalandırmaya. Spor yaptık, gazete okuduk Abdullah’la. Tartıştık, konuştuk. Öğle yemeğinden az önce çay geldi. Ama bu sefer çatıdan değil. Sol koğuş bu sefer büyük iş yaptı sağolsunlar, gardiyanla geldi çay.
Yemekle doymadık yine, yarını bekliyoruz. Kantine asılıcağız yine mecburen.

Bize artık gazete de gelmeyecek, nasıl geçecek dakikalar bilmiyorum artık. Kitap da yok 15 gün. Bir defterim, bir kalemim bir de Kuran’ım var çok şükür.
Sağlığım bozuluyor, hissediyorum.
Bu gecenin kolay geçmesi için dua eder misin can?

***

Fethullah ağabeyin aile bilgilendirme dilekçesini ve tutukluluk kararına itiraz metnini yazdım. Daha doğrusu ben bağırarak söyledim ona pencereden o yazdı.

Emre’yle din ve dinler tarihini konuşup, tartıştık. Çok verimli geçti.

***

Çok kötüyüm, başım her yerim ağrıyor.
Nasıl geçecek dakikalar, saatler.
Dilekçeler yazdım, sayımda vereceğim.
Ağrı kesici de vermiyorlar.
Yarın spor vardı, gidemem herhalde.
Sevdiklerimin fotoğrafları olsaydı keşke…

***

Çok şükür iki metrelik hücrede olsam da hava aldığım, azıcık da olsa gökyüzünü görebildiğim bir pencerem ve yatağım var burada. Ya ilk beş günümü geçirdiğim çürüme yerinde aylarımı ya da yıllarımı geçirmek zorunda kalsaydım bu ağrılarla. ( Yıllarca yaşanılamazdı gerçi o koşullarda) Sahip olduklarımızın değerini bilmeliyiz.
Bana bu kutlu bedeli ödeten Rabbim, ağrılarımı da dindirecek olan sensin…

Maalesef daha fazla yazamıyorum, takatim kalmadı.
Dua ile can, canlar, yoldaşlar, dostlar…

***

Saatlerdir uyumaya çalışıyorum ama nafile.
Sabah olmayacak gibi…

‘Sonu gelecek olan, yok olacak olan sana kin ve düşmanlık besleyenlerdir.’

Reklamlar
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: