Başlangıç > Özgür İnsan Günlüğü > Özgür İnsan Günlüğü – 6-7 Eylül

Özgür İnsan Günlüğü – 6-7 Eylül

Bitmek bilmeyecek olan ama acıları, ahları ve ızdıraplarıyla eninde sonunda bitecek olan bir gün daha başlıyor.

***

Günler sonra mektubumu ve dilekçelerimi verebileceğim nihayet, birkaç saat kaldı. Ben henüz koca bir günün nasıl geçeceğini/geçireceğimi değil, bu birkaç saatin nasıl geçeceğini dert ediniyorum.

Uykum var, gece uykusuz kalma pahasına normal bir uyku çekmek istiyorum, ihtiyacım var. Başım ağrıyor.

***

Dilekçelerimi verdim, sıra mektupta.

***

Bugün 9’dan 12’ye kadar sıcak su var. Sabun ve şampuan da var. Havlu da var. Çamaşırlarım da var. Sonunda yıkanacağım adam akıllı sonra da yeni elbiselerimi giyineceğim : ) Bir de cımbız olsaydı tam olurdu.

Bugün yine kahvaltı yok, dün akşam yemeğinde verdiler kahvaltımızı, birer lokma bal ve peynir. Ama dolapta yiyecek şeyler var, aç kalmayız bundan sonra inşallah.

***

Yıkandım, yenilendim, ayna karşısında kendime çeki düzen verdim, ilk günlere nazaran toparlamışım kendimi, maşallah bana.

***

Dilekçelerim ve sorunların üstüne gitmem işe yaradı tahmin ettiğim gibi, müdürle görüştüm. 15 dk kadar süren görüşmemizde genellikle ben konuştum ve not aldığım soruları sordum Metris müdürüne. Sorularıma doğru düzgün cevaplar aldım sonunda ve görüşmenin etkisini hissettim su ana kadar. ‘Şu an’ın gece olduğunu belirtmeliyim öncelikle. Sorduğum soruları, cevapları, Metris’le ilgili öğrendiğim şeyleri paylaşmama gerek yok sanırım. Ama şunu belirtmeliyim Cuma günü açık görüş hakkımız var, tabi Cuma’ya kadar sevke gitmezsek ki her an gidebiliriz.

***

Avluda Abdullah’la gazete okuduk, harfleri ve heceleri birleştirmede hala ufak tefek hatalar var ama okuya okuya bir problem kalmaz. Artık biraz kendi elinde yani.

***

Süleyman ağlıyor yine… Ağlamasın ne yapsın, hayat hiç gülmemiş yüzüne. Annesi ve kardeşiyle yoksullukla, yoklukla mücadele ile geçmiş hayatları, çalışmaktan okuyamamışlar. Zaten İstanbul’a gelme nedenleri Kürt sorununun ta içinden bir hikaye. Şimdi Süleyman burada 19 yaşında, çalışamıyor ve hiçbir suçu yok, suç derken bize göre değil yani T.C. hukukuna ve anlayışına göre ‘suç’u yok, tabi ‘Kürt’ olması dışında. Ve şuan Süleyman’ı ağlatan asıl sorun annesinin ne halde olduğu. 8 gündür burada ve annesiyle görüştürülmüyor çünkü kimliği yok annesinin. İki kere kapıdan dönmüş annesi. Müdürle bunu da konuştuk, avukatlara haber verildi, yardımcı olacaklar kimlik için. Bu Cuma görüşür inşallah…

***

Bir de kötü bir haber aldık bugün. Yeni arkadaşlar bekliyorduk ya, geldiler, daha doğrusu gelmişler. Tam 38 kişi gelmiş Metris’e ama kalabalık oldukları için odalara (yeni hücrelere) değil koğuşa alınmışlar. Onlarınki ne şans, bizimki de ne bahtsızlıktır be can. Ama hala umudumuz var, belki yarın belki daha sonra gelirler. Yalnızım, yalnızız…

***

Yeni tutsaklar sesimizi duysun, bizden haberdar olsunlar diye inlettik Metris’i şarkılarımızla,sloganlarımızla. Ama bir karşılık almadık : )

***

Seni çok özledim Zeynep…

7 Eylül Çarşamba

Bu gece tahminice saat 1 gibi yatağıma uzandım ve 1-2 saat süren uyuyamama işkencesi olmadan, hatta yüzüm gülerek  uyudum, mükemmeldi. Nasıl başardım bilmiyorum ama keşke her gece böyle olsa artık. Gün doğacak birazdan. Ekmek kırıntılarını avluya döktüm, belki gelir güvercinler, serçeler…

***

Hapis hayatıma en çok sevinen dişlerim olmalı. Günde iki kere itina ile fırçalıyorum., hiç üşenmiyorum artık : )

***

Üşüyorum artık, gelecek eşyalarımın içinde uzun kollu, kalın bir şeyler vardır inşallah. Ve umarım eşyalarım sevkten önce gelir. Sayım başlayacak birazdan, güneş uzun duvarın tellerininden duvara doğru uzanıyor.

***

Türkiye’de yaşanan bu zulmün, vahşetin, akan kanların sorumlusu sadece Ak Parti ve yandaşları değil. Kürtler nasıl ‘Türk düşmanı’ olmuyor şaşılacak bir şey. İktidarı, muhalefeti, partileri, stkları, sanatçıları, medyası, yazarları, esnafı, işçisi, dindarı, dinsizi… tam bir toplumsal suç. Halka layık hükümet, hükümete layık halk. Pisliğe batmışlar aldatanı ve aldananıyla.
Medya; kana susamış vampir gibiler. Yalan olur, iftira olur, çarpıtma olur, dezenformasyon olur da bu kadar mı olur arkadaş! Türkiye’de özellikle Kürt meselesi ve –bugünlerde ciddi ve profesyonel bir şekilde- Suriye üzerine çok iyi çalışıyorlar.
‘Allah aklını kullanmayanlara pislik yağdırıyor!’

***

Velhasıl anlayacağın üzere gazetelerle öğleni ettim. Öğle yemeğini bekliyorum.

***

En azından bir mektubun gelmesi gerekiyordu. İstanbul içinden mektup kaç günde geliyor arkadaş ya!

***

Kitap için de konuşmuştum müdürle, dilekçe yazdım, kitap listesi gelecek. İçinde okunabilecek bir kitap vardır inşallah.

Normalde birkaç sene sonra başlayacaktım kitap okumaya, bu vesileyle erken başlamış olacağım. İki kitabı not aldım, özel olarak isteyeceğim görüşte.

Kitap okumak güzeldir, hoştur, gereklidir ancak kullanmasını bilene. Akıl, duyuların ve bilincin desteğiyle başlı başına üreticidir. Ve bu üretkenliğin en saf ve virüssüz haliyle temelinin atılması gerekir.

Sahip oldukları eşsiz kaynağın üstüne beton dökerek başka kaynaklardan geçinmeye çalışmak hatta arıtılmışlarla vakti ziyan etmek suçtur. Tüketici olmadan önce ya da en azından tüketirken aynı zamanda üretmek çok daha faydalı ve ahlaki olanıdır. Kaynağını keşfedip kullanmadıktan sonra çok okusan da çok gezsen de kitap yüklü eşek olmaktan kurtulamazsın. Evet bu ‘eşek’ler el üstünde tutuluyor doğru, o da bilgi yüklü akılsız, çok bilmiş, egoistleri el üstünde tutanların eşşoğlueşşekliğidir. Velhasılı kelam önce hayatı okumalıyız, aklederek.

***

Vakit öldürmek istemiyorum. Ama mecburum.

***

Dört ay önce, bugün, hayatımın en mutlu günüydü. Zeynep’le evlendiğim gün… Ne güzel bir gündü, ne güzel bir başlangıç, ve hala ne güzel bir beraberlik… Kutlu olsun Zeynep, kutlu olsun Cihad.

***

Ahh toprak!

***

Son on yılda dünya genelinde toplam 35.117 kişi ‘terör suçlusu’ olarak hüküm giymiş. Terörist avında ilk sırada Türkiye olduğunu söylesem şaşırmazsın herhalde. Evet, Türkiye tam 12.089 kişiyle (yarısına yakın) ilk sırada. İkinci olan Çin ise 7 bin. Tabii Çin nüfusunu hesaba katar ve yüzdeliğe vurursak Türkiye’nin dünya ikincisi olan Çin’i bile kaça katladığını kestirebiliyorsun.

Durmak yok, yola devam Türkiye!

***

‘Anamı özledim’ diye ağlıyor yine Süleyman.

***

Saatler geçmiyor can…

***

Kitap hakkımı kullanabileceğim nihayet. Hapishanedeki kitapların listesi geldi akşam sayımdan sonra. Üç tane hakkım varmış, onbeş günlük, üçünü de kullandım. İhtimali yüksek değil ama yarın gelir kitaplar inşallah.

Çok sıkılıyorum çok…

***

Yarın berber günümmüş aynı zamanda, gidecektim ama ücreti ne kadar bilmiyorum. Zaten maddi olarak destek olmam gerekirken köstek oluyorum aileme. Olabildiğince az harcama yapmam lazım. Zaten ufak tefek düzeltmeler yaptıracaktım, yanaklarımı aldıracaktım, o da olmasa da olur. Kimsenin beni gördüğü yok zaten. Ama yarım saatte olsa vaktimi götürecekti, farklı bir şey olurdu. Bilmiyorum ya gidebilirim de.
Yarın mektup gelir mi ki?

***

Ne mutlu barış yoluna, yolcularına…

***

Dua et  uyuyabileyim…

Reklamlar
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: