Başlangıç > Özgür İnsan Günlüğü > Özgür İnsan Günlüğü – 4 Eylül

Özgür İnsan Günlüğü – 4 Eylül

Günün ilk saatleri:

Tarih boyunca, dünyanın dört bir yanından, nice zindanlardan nice gözyaşları yükselmiştir, nice mazlumun… Şuanda da kim bilir kaç mazlumun sesleri yankılanıyor hücre duvarlarında.

***
Yüzüğüme bakıyordum, kınamı fark ettim. Parmağımdan silinmek üzere, tırnağımın yarısında kalmış. Hücrede yasak ama koğuşa geçersem inşallah oraya getirtmem yasak değildir. Hatırladığım kadarıyla ölüm orucu direnişçileri de cezaevlerinde kına yakıyorlardı. Tabi onlar illegal yollarla da sokmuş olabilir içeri. Kınam yok olmadan kısa zamanda tazelemeliyim. 2001’den beri kınalı olan ve savaş ortamlarında bile her ay tazelemeyi ihmal etmediğim kınalı parmağım kapalı cezaevinden açık cezaevi olan ‘dışarı’ya çıkana kadar kınasız bir serçe parmak mı olacak ilerleyen günlerde göreceğiz.

***

Nasıl unuttum! Avludayken çatıdan şişeyle mektup geldi koğuştan. Ama bir sor mektupla ne geldi diye? Soğan geldi. : ) Vurduk yumruğu dört avludaş yedik soğanımızı ve cevap attık aynı şişeyle, bol bol teşekkürlerle…

Mektupta ‘Muhammed Cihad yoldaşın ayakkabısı yok mu’ diye sormuşlar. Açık görüşe giderken görmüşler, terlikliydim. Normalde hücrelerde terlik gibi bir lüksümüzün olmayacağı ayakkabısız getirildiğimi ya da ayakkabıma el konulduğunu düşünmüşler. Göndereceklerdi sağolsunlar ( tabi yine çatılardan : ) ) teşekkür ettim ve ayakkabımın olduğunu söyledim.

***

Burada görüş Cuma günleriymiş normalde. Sevk olmayı istiyorum ama inşallah Cuma gününe kadar sevkim gelmez de bir görüş daha yaparız burada. Yoksa nereye sevk edileceğim belli değil. Ya Kandıra’ya, ya Tekirdağ’a, ya Silivri(keşke) ya da ihtimali az da olsa Karadeniz taraflarına sevk edileceğim. Uzak bir yere gönderirlerse –ki ‘ders olması için’ her türlü pisliği yapabilirler- görüşlerim ayda bire düşecek maalesef. Yani ayda yarım saate.

***

Dünya bir zamanlar doğaydı. Toprağı, suyu şimdiden özledim. Egemenler, sermayedarlar doğayı korumaktan, çevreden söz etmeye başladıkları zaman iş işten geçmiş, kıyamet için geri sayım başlamıştı. ‘Dabbetül arz’ı, yeryüzünün insana isyanını pek yakında görecekler ve bir bilecekler bir bir o zamanında yalanladıklarını…

***

Evet, korktuğum başıma geldi ve iki saatlik uykumdan da oldum. Geceleri uyumamamın ve az uyumamın bir gün böyle dezavantaja dönüşeceğini hiç düşünmemiştim.

***

Hattımın geçici olarak kapatılması için Turkcell’e dilekçe yazdım.
Cezaevi müdürlüğüne de bir dilekçe ve iki konulu bir de şikayet mektubu yazacağım şimdi. Yarın teslim edebileceğim sonunda.

Aramada  alıkoydukları paso vardı, Mücahid’in pasosu. Önümüzdeki görüşte pasonun kardeşime ya da eşime teslim edilmesini isteyeceğim.
Şikayet mektubunda ise hücre koşullarımın acilen düzeltilmesini, standart imkanlara sahip olmayı talep ederek, Metris’e getirildiğim günden bugüne kadarki mağduriyetlerimi belirteceğim. İkinci husus da Süleyman’ın mağduriyeti. Daha önce de yazmıştım hepimiz adına ama iletilmedi. Süleyman gerçekten mağdur ediliyor. Saçma sapan bir kural yüzünden iki saatlik de olsa avluya bizimle çıkartmıyorlar. Bizden önce ya da bizden sonra tek başına çıkartılıyor. 4 kişiden fazla bir araya gelmemiz yasak. Biz dört kişi beraber havalandırmada konuşurken, spor yaparken sloganlarla, o da seslerimizi duyuyor tek başına hücresinde. Neler hissettiğini tahmin edebiliyoruz ve iki saatlik avlu hakkı bizim de burnumuzdan geliyor. İnşallah kabul edilirse hep beraber çıkarız artık havalandırmaya.

***

Olmayan sabah oldu ve sayım başlıyor. Karnım çok aç ve öğleni beklemek zorundayım.

***

Öğle yemeği geldi, saat 12 civarı. Tarık yiyemedi yemeği -tadı gerçekten bir şeye benzemiyor- ve gardiyanla bana gönderdi. İki tabak yedim ve çok şükür ilk defa doydum.

***

Tefekkür notlarımı toparladım.
İki metrelik bir yer burası ama temizlemek imkansız gibi bir şey. Her yer kir içerisinde, yattığım yatak ve yastığın bir zamanlar renginin yeşil olduğu belli, sadece belli…  Suyla yıkasam erkenden dışarı assam akşama kadar rahat kurur ama avluya çıkamam. Ve ayrıca çok da işe yaramaz. Demir yatağın, yastığın, battaniyenin dezenfekte edilmesi lazım. Ben yine de temizlemeye çalıştım hücremi, en azından uçucu kirler yok şuan.

Hücrelerin böyle olmasının sebeplerinden biri de tabiî ki para. Kantin hakkı olduğunda paspas, süpürge, elbezi, sıfır nevresim takımı, yatak, yastık, battaniye alabiliyorsun. Elbette buraya düşenlerin hemen hemen hepsinin sigara paraları ancak oluyor.

Yemeği az verdiklerini söyleyince ‘tabağın küçük, kantinden büyük tabak al fazla alırsın’ dedi, o kadar yani… Oysa zaten verdiğim tabağın yarısını dolduruyorlar.

Bu zorlu koşulların, sorunların hücrelere has olduğunu zannediyorum. Koğuşlarda, normal hapishane koşullarında bu kadar sorunla ve zorluklarla uğraşmayız herhalde.

***

Süleyman kendi kendine konuşuyor, duvarlarla dertleşiyor yine.

***

Selim’in, Tarık’ın, Süleyman’ın, Abdullah’ın hikayelerini, nasıl buraya düştüklerini de paylaşmak isterdim burada ama şuan için aleyhlerine olabilir. Belki aylar, belki yıllar sonra hala yazmaya devam ediyorsam zindandan ve onlar da hüküm giymiş olurlarsa paylaşacağım inşallah. Sevkim olduktan sonra gideceğim koğuşta daha çok hikaye olacak…
Teröristlerce zindana atılmış benim gibi daha binlerce ‘terörist’ ve ‘terör örgütü üyesi’ var.

***

Sağ taraftan bir paket atıldı avluya. Sigaraya benziyor.

***

Evet, sigaraymış. Teşekkür ettim.

***

Yine yarım tabak akşam yemeği geldi, yanında da bir tane parmak kadar bal. O da kahvaltıymış yarın için. Çok düşünceliler sağolsunlar. Bu yemek meselesinin gidişatı iyi değil, hepimiz açız ve yarın öğlene kadar hiçbir şey yok.

***

Sol taraftan gazete attılar bugüne ait. İç açan bir haber yoktu ama çok şükür Türkiye ve dünya gündemini az çok öğrendim.

Devlet ve hükümet zulümlerine zulüm, azgınlıklarına azgınlık, küstahlıklarına küstahlık katmaya devam ediyor.
Ak Parti istikbar ve tuğyan yolunda aldığı ahlara ah, beddualara beddua, döktüğü kanlara kadın ve çocukların kanlarını ekliyor. Sadece son 8 ayda 45 sivil öldürüldü. Ve yine Başbakan talimatıyla başlatılan – hiç durmadı gerçi – saldırılarda son dört ayda 9 çocuk katledildi. Tek kurşun sıkmadıkları halde öldürülen gerillaları hiç saymıyorum. Her gün onlarca kadın, çocuk, genç, yaşlı zindanlara tıkılıyor. Ve daha neler neler…
Yeryüzü ifsat edilmeye devam ediyor.

***

Fotoğraf makinem yanımda olsaydı keşke. Penceremin parmaklıklarından sol elimle zafer işaretini netleyip, yukarı doğru objektifimi kaldırıp arka planda uzun bir duvar üstünde tel örgüler onun arkasında üstümüze doğrultulmuş dört projektör ve çok az görünen karanlık gökyüzünü aynı kareye alıp sağ elimle deklanşöre basardım.

***
Abdullah’a alıştırma yapması için üç harfli ödevler verdim, onları bitirince dört harfli denemeleri yapacak ve sonra yavaş yavaş okumaya başlayacak inşallah.

***

Bugün zor ve sessiz geçti, gece de öyle geçiyor. Pencere konuşmaları yapmadık, marşlar söylemedik. Sigaraları yok, karınları aç, zorlu koşullar, belirsiz gelecek –belli olan sadece iyi bir gelecek olmadığı- ve üstüne de gazetedeki haberler gelince bir yere kadar sarsılmaz oluyoruz/oluyorlar demek ki. Tarık’ın ablası zaten dağda. Ama sindirilmek yok, yarın toparlanacağız inşallah. Bir geçse şu gece, sabah olsa…

***
Zeynep nerede, nasıl, ne yapıyor acaba şuan?

Aksanur’u, Zehra’yı özledim.

Yoldaşlarımı, dostlarımı özledim. Neler yapıyorlar acaba? Ramazan için stickerlar basılıyordu en son ve Zeynep açık görüşte basıldığını ve yapıştırılıyor olduğunu haber vermişti. Ama o an rüya gibi olduğu için tam idrak edememiş, ertesi gün hatırlayarak sevinmiştim. Güzel olmuştur inşallah. Dersleri de merak ediyorum soramadım açık görüşte.

***
Barış yurdunda buluşmak üzere…

Reklamlar
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: